HH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HH etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraflarını görmeyi bırakın, ismini duyduğumda bile içimin ısındığı bir yer var ki, kendisinden neden bugüne kadar bahsetmemiş olduğumu bilmiyorum.

Hamburg'a dair ne varsa sevmiş olabilirim, evet. Ama burasını gerçekten sevmemek için büyük çaba sarfetmek gerek. 

Bahsettiğim yeri çok duymuş olmanızı beklemiyorum, zira biz de zamanında öğrenci biletimizle ücretsiz gidebileceğimiz en uzak mesafe olarak öğrenmiştik burasını. =)

Stade, Hamburg Metropolitan Şehri'ne bağlı küçük, şirin bir yer. 

Sunset to Elbstran by Hamburg Cinemagraphs

Şu flu görüntü kime ne hissi, ne düşüncesi uyandırır bilemem ama benimle birlikte içinde birtakım kıpırtıların oluşacağı birçok kişi tanıyorum. Evet, orası Hamburg...

Bir insanın şehre dair beklentilerinin büyük bir kısmını büyük ölçüde karşılayan bir şehir Hamburg...

Almanya'nın kuzeyi olması ve deniz yerine kocaman bir nehre sahip olması, yaz şartlarını biraz -benim algımda ise epeyce- zorlasa da, seviyorsanız o şehri, anlamlı olacaktır yaz mevsimi yine...

Keza, benim algımda bile yaza dair yer edinebilmiş bir yer bir şekilde... Nehir diyerek geçilmemesi gereken Elbe, Avrupa'nın ikinci büyük limanına ev sahipliği yapmakta en başında. 

Çayyolu Life Dergisi'ndeki köşem "Gökçen Gökyer'in Gözünden"de bu ay blogumda da yayınladığım bir yazıyı paylaştım. Gündeme dair yazdığım yeşil alanların önemini anlatan 'Planten Un Blomen Parkı' yazım Temmuz sayısında Çayyolu Life dergisi okurlarıyla buluştu...

Okumayanlar sayıya buradan ulaşabilir...

Bol oksijenli günler!

Gökçen Gökyer





Hamburg'dan devam dediğim üzere...;)

Eğer Hamburg'un o upuzuuun ve -gece- ışıl ışıl limanını, Landungsbrucken üzerinden izlemek, manzaranın büyüsüne kapılıp gitmek ve nerde olduğunuzu  bir sürelik de olsa unutmak istediğiniz bir an olursa, bu elegan mekan tüm bu ihtiyaçlarınızı karşılayacak adres! Yapmanız gereken, en şık elbiselerinizden birini giyip ayağınıza topuklularınızı geçirmek -beyler, sizler için ayrı bir açıklama yapmama gerek var mı bilemiyorum, anladınız siz;))- ve limana zaten yukarıdan bakmakta olan 20 katlı otelin bir de en üst katına çıkmak ve Hamburg'un seyrine dalıp gitmek...

Başka hiçbirşey düşünmek istemeyeceğiniz -ki zaten düşünmeyeceğiniz- bu loş mekanda, hafif sert ama lezzetli kokteyllerini yudumlayıp hoş sohbete dalıp gideceğiniz bir ambians yaşamanız çok olası...

 


Hazır Hamburg'dan; 'Flohmarkt'tan bahsetmişken, 'Fischmarkt'ı da anlatmadan olmaz diye düşünüyorum... Aslında yarım bir sene yaşamış olduğum yer hakkında şimdiye kadar çok fazla şey paylaşmamış olmam biraz ilginç gelmekte. Dönmenin verdiği buruklukla, çok hatırlamak istemediğimden mi, yoksa aradan zaman geçtikçe kıymet bilip özlemimin artmasından mıdır bilinmez -halbuki hep çok sevdim Hamburg'u-, sanırım bir süre Avrupa Güncem'i Hamburg meşgul edecek... =)
Almanları hep takdir etmiştim orada yaşadığım sürece; iş zamanı çalışmayı, tatil zamanı eğlenmeyi çok iyi biliyorlar ve ikisinin de hakkını veriyorlar diye... Fischmarkt da bunun küçük bir kanıtı bana göre...
Landungsbrücken'ı takip ederek liman boyu ilerlediğinizde, vapurların duraklarından biri olan Altona'da bulacaksınız Fischmarkt'ı. 
Büyük bir han burası. Haftaiçi organizasyonlara da ev sahipliği yapan bu koca han, cumartesi günleri tek bir amaç için hizmet vermekte; o da eğlence! Cumartesiyi pazara bağlayan geceler, sabah 5'te başlayan konser, pazar öğlen saatlerine dek sürer, hanın dışarısında da yiyecek-giyecek pazarı kurulur, aynı zamanda oranın meşhur olan balık ekmekleri (fisch brötchen) kapış kapış giderdi.
Öyle de ilginç bir konsepte sahip ki burası, aynı zamanda hem gece eğlencesi sonrası (buranın çorbacı mantığıyla) karnını doyurmaya gelen gençleri karşılardı, hem de gündüz çok uygun fiyatlarla satışı yapılan taze sebze-meyve almaya gelen yaşını almışları, aileleri ve öğrencileri ağırlardı. Güne yeni başlayan pazar alışverişini yapan insanlar da hatta bazen içerdeki eğlenceye katılır, bir gün öncesini hala tamamlamamış, alkolün etkisinde eğlenen insanlara dahil olurdu. Öğle sularına varmadan da herkes dağılır, geriye pazar ve yiyecek artıkları kalırdı.
O kadar ilginç bir konsept olarak gelmişti ki bana burası, Stadtfotografie (şehir fotoğrafçılığı) dersinde proje konusu olarak seçmemi sağlamıştı. Hem tüm gece eğlenmiş gençlerin gözüyle çalıştım burayı, hem de güne erken ve zinde başlayıp pazar alışverişini yapan kişiler gözünden deneyimledim. Her ikisinde de keyif almak kaçınılmaz oldu.
Eğlenmesini bilmek lazım diye düşündürmüştü bana burası her seferinde bir de... Ne kadar sınırları zorlasanız da, hep o çizgiyi koruyan, haftanın stresini attıktan sonra mesai zamanı geldiğinde aynı zindelikle haftaya başlayan insanlar Hamburglular... Belki de asıl ihtiyacı olan bu insanların verimini arttıran...


More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı