psikodrama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikodrama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Haydi Sofra Hazır!"


Hayatı durdurduğun anlar vardır.

O anda kalmışsındır.

Zira, tatlıdır.

Aslında resmin genelinde birçok problem vardır, yanlış fırça darbeleri bulunmaktadır.

Ama sen tam da bulunduğun noktada kalmışsan, kafan rahattır.

Haricindekiler umurunda mıdır?!

Laf!
Gerçek dostluklarınızı öğrenmek için mutluluğunuzu söyleyin.
Verdikleri tepkileri bir bir analiz edin...
Mutsuzluğunuza alışmış, tesellileriyle kendinize yakın bulduğunuz kişileri öncelikli seçin...
Bu sefer gerçekten mutlu olmanıza ne tepki vereceklerini irdeleyin...
Mutluluğunuzu hiç hesaba katmışlar mı tesellilerinde? Dikkat edin.
Sizin daha önce onların mutluluğuna ne kadar ortak olduğunuzu hatırlayın sonra da, gülümseyin...

Sizi gerçekten sevenler için ise hatalarınızı söyleyin...
Sizi belki de şimdiki siz yapan hikayelerinizden bahsedin...
Kendinizi keşfederken, doğruyu yanlışı bir bir nasıl ayırt ettiniz, nasıl aralarına kalın çizgiler çektiniz, gösterin.
Her şeye rağmen, çevrenizde şahit olduğunuz, size kendi doğru yolunu dikte eden yüzlerce insanın düşünceleriyle kendinizinkinin mücadelesini düşünün, erinmeyin.
Ne olursa olsun, çekirdek kimliğinizden şaşmadığınızı hatırlayın, sevinin.
Kendinize hesap verebildiğiniz sürece, başka düşüncelerde erimenize izin vermeyin.
Sizin gerçekten siz olduğunuz gerçekliğini öncelikle kendiniz bilin.
Kimsenin tek taraflı düşünceleri için çekinmeyin.
Siz kendinizi biliyorsanız, göğüz germesini bilin.
Ve yine sizin daha önce onların hatalarına ne kadar saygı duyduğunuzu hatırlayın aynı zamanda;
Sadece,
gülümseyin...



Sizi ağlatmış insanları düşünün..

Düşündürsün sizi, hayatınızdaki yerlerini, size hissettirdiklerini..
Hangisi, hangi duygunuza dokundu bir analiz edin..

Mutluluğunuzu mu gördü, içinizdeki burukluğa mı gömdü?..
Kördüğümlerinizde düğüm mü oldu yoksa çengel atarak her birine çözüm mü sundu?..
Düşünün..

Hangisi, nasıl yer edindi ruhunuzda?..
Ağlatırken neye sövdürdü
Ya da içten içe niye güldürdü?..
Çözün..

Yerlerine koyun insanları..
Bir bir..
Ayrı ayrı..
Görün..

Bilincinde olun her birinin, her bir hissinizin..
Yaşamınıza gerçeklik sunan kişilerin..
Kapatmak istediğiniz hikayelerin..
Vazgeçtiğiniz anda elde ettiğiniz beklentilerin..

Gözlemleyin hepsini,
Fark edin..

Öyle bir fark edin,
Öyle bir eleyin
ve öyle birini seçin ki,

Sizi ağlattığında,

Temizlesin...

İçinizdeki tüm birikenleri,
Ruhunuzdaki bütün kirleri...

Alsın götürsün hepsini,
Her birini...

Yalnızca huzur kalsın,

Huzurun en saf hali...



Herkesi mutlu edemezsin.
Uğraşma.
Ne kadar iyi olsan, ne kadar herkesi düşünsen de yetiremezsin.

Kasma herkes mutlu olsun diye.
Herkes mutlu olamaz çünkü.
Anlamaya çalışma.
Mutsuzdur kalpleri,
Takılma.

Sen onların kalbine dokunmaya çalıştıkça, daha da çekerler kendilerini.
Sonra suç seninmiş gibi mutsuzluklarına seni de çekmeye çalışırlar.
Anlamazlar hayatı.
Boş işlerdir tek uğraşları.
Yoktur hiç zaman kaybı diye algıları...

Üşenmezler de bi' yandan kötü olmaya..

Mutlu etmedikleri gibi, mutlu olmanı da istemezler.
Ne istediklerini bilmediklerindendir..
Onları hayata kazandırmaya çalıştıysan bu yüzden becerememişsindir..
Onu da istemeyi bilmemişlerdir..

Kendi mutluluğunu seçersin sen de en nihayetinde...
Kimse için elinden bir şey gelmezdir..
Gelememiştir çünkü..
Sen kendi huzurunu seçersin bu yüzden sadece...
Huzuruna ortak olanları istersin nacizane..
Onlarla mutluysan, kalan kimse de umurunda değildir..

Zira,
bu herkesin kendi seçimi,
herkesin kendi isteğidir.

cinemagraphs-2[5]
Hayatta bir kere de "sanmıştım" demek istemezsin. Olmadığına kanaat getirdiğin gerçekliklerin vardır. Bunu kabullenmişsindir çoktan. Bu inanışla yaşamayı makul hale getirmişsindir. Sonra bir anda ısrarlı bir şekilde bu gerçekliğini kurcalamaya, dürtmeye başlayanlar gelir. Önceleri oralı olamasan da bir şekilde aklın çelinir. Artık düşüncelerinin pimi çekilmiştir. Tam bir yargı söz konusuyken 'acaba'ların oluşmaya başlamıştır artık. O kadar ara bir düşüncedir ki üstelik, iplerin elinden gitmesi tedirginliğin hat safhaya çıkmaya başlamıştır. "Ya onların dedikleri gibiyse" demeye başlarsın içten içten. Şu noktadan sonra, a'dan b'ye varma, varıp varamama kuşkuların içini kaplar. Tek dileğin vardır, ya b'ye ulaşmak, ya da a noktasında kalmak yalnızca. Ama yolun ortasında kalmak.. Asla...
Bu durum artık canını öyle sıkmıştır ki, gri renk görmeye tahammülün kalmamıştır. Siyah mı beyaz mı bilmen yeterlidir. Emin olduğun bir durum için yine beklenti içerisine girme durumundan bıkmışsındır. Uğracak gücün de, enerjin de bitmiştir. 

Bu yüzden b noktası ufukta silikleştiği zaman, en ideal yol, a noktasına geri dönmektir. 

Çünkü orada 'survive etmesini' bir şekilde bilmişsindir.

 photo oie_18221025Nogt6MnL_zps1cb95607.gif
O kadar bıktım ki her kafadan bir ses çıkmasından.
O kadar sıkıldım ki herkesin gönlüne göre davranmaktan, herkesin istediği gibi davranmaya çalışmaktan, istemediğim zamanlarda bile yüzüme gülümseme yaymaktan.
O kadar herkes benmerkezci ki üstelik, o derece bıktım herkesin biçtiği rolde oynamaktan.
O kadar bunaldım ki, o daracık zihniyetlerdeki minicik akılların fikirlerine göre uyacağım kararların alınmasından.
O kadar bıktım ki,  herkesin ne düşündüğünden, kimin 5 dk sonra ne hissedeceğinden, mutsuz olup olmayacağından..
O kadar bıktım ki her zihniyetin farklı olmasından, her biri ile aynı sınırlarda olmaktan..
O kadar bıktım ki anlamsız değer yargılarından, gündeme engel olamamaktan..
O kadar sıkıldım ki herkesin alışkanlıklarına göre kendi alışkanlıklarımı yok saymaktan..

Ve o kadar bıktım ki herkesi anlamaya, her nabza göre şerbet tutturmaya çalışmaktan..

Sırf bu yüzden sabrım yok, takatim yok ve mantığım yok herkesle her zaman bir arada olmaktan.
Gittiğim her yerdeki herkes orada kalsın, yaşadığım yerdeki herkes olduğu yerde dursun, gideceğim tüm şehirlerdeki tüm insanlar normal hayatlarında yaşasın.. Ben sadece her gittiğim yerde bir başka yüz, bir başka tanıdık bulayım ve döndüğüm her yerdeki insanlar beni bulunduğu yerde karşılasın bu yüzden.

Sadece giden, değişen ben olayım, başkaları benim için farklılaşsın.

Biraz da başkaları benim ne düşüneceğimi, benim nasıl hissedeceğimi umursasın.
Biraz da insanlar kendi dar görüşlerini benim için aşmaya çalışsın.
Biraz da insanlar benim istediğim gibi yaşasın.
Yeter ki o ben olmayayım.

Zira, o kadar bıktım.





*Görsel: Jamie Beck ve Kevin Burg

Hayatta her şey sebep-sonuç ilişkisinde midir dersiniz? Ya da 'hiçbir şey nedensiz değildir' midir aslında?

Mesela,
"Kişi ettiğinde mi bulur,
Hakkın yendiğinde mi adalet yerini bulur,
Kötü olduğunu düşündüğün bir durum, bambaşka iyi bir şeyi kendiliğinden mi doğurur,
Hayatından çıkan insanlar, iyileri için yer mi açmış olur,
'Keşke'ler er ya da geç 'iyi ki' mi olur,
Kötüler belirdiğinde mi iyiler buluşur,
Kaybetmenin ne olduğunu görenler için mi kazanmak daha değerli olur,
Dostlar, samimiyetsiz ilişkilerde mi kıymet bulur,
Kötülük besleyen yalnızca kendi ruhunu mu kirletmiş olur,
Karşılıksız yapılan iyiliklerden mi en çok iyilik bulunur""

?

Hayatındaki olay döngüsünü sorguluyor insan arada, parçaları birleştirmeye çalışıyor...

Yaşamındaki senaryo akışını gözden geçiriyor, durum değerlendirmesi yapmak adına..

O zaman görüyor ki kişi, aslında olay tam da Şule Şahin'in dediği gibi,


Görsel: Jamie Beck ve Kevin Burg



 photo oie_18215931m15UVIPM_zpsa21576cf.gif

Çıkmak lazım oradan..

Orada her neredeysen..

Umutsuzluklar, pişmanlıklar, kırgınlıklar gizlediğin bir yerdeysen...

Karıştırma oraları fazla.. Çık işte.. Bırak kalsın orada hepsi kapalı kutu içinde..

Ne yararını gördüysen onları al ve çık içlerinden..

Çünkü onlara benzersin orada gereksiz zaman geçirirsen..

Kendine benzetirler seni, tüketirler senin içinde biriktirdiğin yaşam amacını, ümitlerini...

Çık ve git oradan.. Kilitle tekrar bulundukları yere hepsini..


Gösrsel: Jamie Beck ve Kevin Burg
Bazı şeyleri görürsün, duyarsın ve hatta tanık olursun da hiç anlam yüklemezsin yine de.. En çok da Hollywood filmlerinde gördüğümüz için yerleşmiştir mantığımıza senaryo gereği olduğu belki de..

Seni senden iyi kim bilebilir? Kim çözebilir şifrelerini, sen bile kıramadıktan sonra en nihayetinde?!

Seni sen olduğun için kabul etmeyi bilmeyen yaşam anlayışı hakimdir ülkemizde neticesinde...

Karşındaki neyse, o nasıl isterse ona göre davranmalıyız kabullenilmek ve geçinmek için sadece... Böyle öğretilmiştik çünkü her şeyin öncesinde...

Eminim, bu düşünceler hiçbir zaman solo olmayan seslerden oluşuyor birçok yerde, birçok kimlikte..

İşte sırf bu yüzden de, bir şeyler hep yanlıştı bu hayat dediğimiz yerde.. Bir şeyler yanlış, bir şeyler tersti.. Ama ne?!


Tam da bu isyanımın bittiği yerde başlamıştı Psikodrama serüvenim 3 ay önce ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Tesisi'nde...

More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı