hala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hala etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlk hala olduğumda bahsetmiştim ya hani, "bazı mertebelere kendin azmederek ulaşırsın değerli olur, kimisi de evrenin özel taçlandırmasıdır bir şekilde" diye. Anneliğin başka olduğunu tahmin etsem de, ben şimdilik halalık mertebesinden devam ediyorum. 

İlk yaşını kutladığımız Gökay bebeğin doğum günü partisini de dekorasyon detayı olarak tabi ki sizlerle paylaşıyorum ki, araştırdığımız, fikir aldığımız birçok internet kaynağına bizim de katkımız olsun.

Evet, organizatörlerin işi değil, bizzat el işidir ürünler. Bebişin annesi Derya'nın fikir anneliği ile ve İskenderun'un en iyi fotoğrafçısı Studio Flash'ın baskı kaliteleriyle şirin bir konsept oluşturduk.


Ayrıca, blogumdan beni bularak yılbaşı için özel hazırladığı makaronlarını gönderen Divan Pastanesi de soframızda yerini almış oldu. Tekrar teşekkür ederiz. =)


Partinin temel konsepti Gökay'ın ilk ve en çok sevdiği kelime "ananan", yani araba.!

Bu bağlamda kah pastanın üzerinde (Liva), kah banner'ların üzerinde, kahsa hediye sabunlarda araba figürü bulunmaktaydı.

       

    



"Tatlı krizine girdiyseniz tam yerindesiniz" felsefesi ile şeker, marsmallow, pop kek, cupcake ve lolipop çeşitleri her yerde elinizin altındaydı.! (sporcu arkadaşlarımla bu hafta cezalıyız, evet.)




İçecekler "Gökay" logolu, sunumlar ise karaf bardaklarda renkli pipetlerle kolay içimli oldular.


Gelenler için minik hatıra paketleri hazırlandı. İçinde, minik araba sabun, kurabiye, şeker ve su bulunmakta. "Suyu niye koyarlar?" diyordum, içiniz yanmasın o kadar şekerden sonra mentalitesiymiş herhalde diye düşündüm sonradan. =)


Kapıdan da sizi karşılayan ve uğurlayan ise minik ev sahibiydi tabi ki.^^


Gelen ekibin de eğlenceye katkısıyla bebişin ilk yaşını kutlamış olduk. 
Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Sevgiler!

Halası Gökçen..  =)



Tüm yazıyı bu telde çalıp söylemek adına...



Eskiden bir şeyleri "tamamlamak" ve "bitirmek" için girdiğim yeni yıllara, "başlamak" için girer oldum son yıllarda..

Bitirmek istemediğim anlar, ardımda bıraktığım zamanlar, kapattığım defterler, ummadığım ilişkilerle dolu bağlantılarda buldum kendimi yeni yıllarda.

Kendi ayaklarının üzerinde durabilmen gerekliliği oldu herhalde en iyi öğrendiğim. Arkanda destekçin, yanında yaslandığın omuzlar olsa da, kendi ayaklarındı üzerine bastığın bir şekilde… Öğrenmeliydin..

Kimse olmasa da, kendin olduğun için, hala kendinle kalabildiğin için kendi değerini bilmeliydin.
İşte en çok da bu yüzden kendini sevmeliydin…
Narsistlik, egoistlik sınırlarına kaçmadan ama karşındakini de kendinden üstün tutmadan sevmeliydin kendini.
Kimse vazgeçilmez değildi zira, her seferinde kendine bunu tembihledin.

Her gidenin yerine çok daha iyisi geldiği için gidenlerin ardından üzülmeyi kestin.
Sen kendinle olduğun sürece, kendi değerini bildiğin müddetçe, hayat zaten keyifliydi, gerisi tamamiyle gidenlerin derdiydi, teyit ettin.

İyilik beslediğin sürece, iyiliklerin seninle olduğunu gözlemledin.
İyiliğin, kötülük düşünenlere bile kalkan olabilecek gücü olduğunu farkettin.

Sana engel olan herkesin, aslında senin doğru yola sapamana yardımcı olmasından dolayı sevindin.

Mütevazılıktan anlamayanlara dev aynasında görünmen gerektiğini deneyimledin.

Eğer çok istiyorsan ve her neyse istediğin, elde edebilirsin, güçlendin.

At gözlükleriyle yaşayan insanlar için üzülsen de fazla umursamadan kendi yoluna devam ettin.
Kadın-erkek algısından önce karşındakini insan olarak algılamayı tercih ettin..

Egonun bulunduğu sahte dünyalara içtenliğin ile gerçeklik sunmaya niyet ettin.

ve fonda hep mutluluk şarkıları çalabilmeyi diledin...

Parti biz gülünce başlasın..!

Mutlu seneler! =)









More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı