ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayatta bir kere de "sanmıştım" demek istemezsin. Olmadığına kanaat getirdiğin gerçekliklerin vardır. Bunu kabullenmişsindir çoktan. Bu inanışla yaşamayı makul hale getirmişsindir. Sonra bir anda ısrarlı bir şekilde bu gerçekliğini kurcalamaya, dürtmeye başlayanlar gelir. Önceleri oralı olamasan da bir şekilde aklın çelinir. Artık düşüncelerinin pimi çekilmiştir. Tam bir yargı söz konusuyken 'acaba'ların oluşmaya başlamıştır artık. O kadar ara bir düşüncedir ki üstelik, iplerin elinden gitmesi tedirginliğin hat safhaya çıkmaya başlamıştır. "Ya onların dedikleri gibiyse" demeye başlarsın içten içten. Şu noktadan sonra, a'dan b'ye varma, varıp varamama kuşkuların içini kaplar. Tek dileğin vardır, ya b'ye ulaşmak, ya da a noktasında kalmak yalnızca. Ama yolun ortasında kalmak.. Asla...
Bu durum artık canını öyle sıkmıştır ki, gri renk görmeye tahammülün kalmamıştır. Siyah mı beyaz mı bilmen yeterlidir. Emin olduğun bir durum için yine beklenti içerisine girme durumundan bıkmışsındır. Uğracak gücün de, enerjin de bitmiştir. 

Bu yüzden b noktası ufukta silikleştiği zaman, en ideal yol, a noktasına geri dönmektir. 

Çünkü orada 'survive etmesini' bir şekilde bilmişsindir.

 photo oie_18221025Nogt6MnL_zps1cb95607.gif

Çayyolu Life Dergisi'ndeki köşem "Gökçen Gökyer'in Gözünden"de bu ay ilişkiler üzerine bir yazı var.
Okurken bir düşünün bakalım, siz de aynasını yanında taşıyanlardan mısınız? ;)

Sevgiler

Herkese merhaba!
An itibariyle "blog için küçük insanlık için büyük hayat kurtarıcı teori postları"ma bir yenisini ekliyorum.
Emin olmanın en temel yolunu açıklıyorum: Güvenmemek, hiç kimseye, hiçbir şeye.!
'Bu emin olmaktan kasıt nedir?' derseniz, birkaç alt başlıkta açıklamak isterim..

  • İlk olarak kendinden emin olursun.

Eğer yarı yolda kalacaksan bile, sen zaten B planını yapmış olursun, zira kimseye güvenmediğin için kendi başının çaresine bakma alternatiflerini gözden geçirmiş olursun yola çıkmadan önce.

  • İkincisi, insanlardan emin olursun.

Hiçbir beklentin olmadığı, kimseye bel bağlayarak adım atmadığın için, onların vereceği hiçbir karar, düşüneceği hiçbir yargı için tereddüt duymazsın. Sen zaten devamını beklediğin bir ilişki kurmamışsan, düşünce beslememişsen en başında ona karşı, ilişkilerinde de emin olursun.

  • Bir diğeri, hayatından emin olursun.

Selam verdiğin insanın ertesi gün sana hal hatır soracağı garantisiyle ilişki kurmazsın. Ertesi gün de el ele olacağın garantisiyle sevdiğine sarılmazsın. Yarın için yapacağın planda onu sabit eleman olarak saymazsın. Keza, onlara da güven duymazsın. Yeri geldiğinde alternatif seçeneklerine göz atarsın.

  • Ve en önemlisi, huzurundan emin olursun.

Ümit beslemeye başladığın ilişkiler yaşamazsın. Ertesi günü telefonunun çalıp çalmayacağına dair gram endişe duymazsın. O anı yaşar, o anda kalırsın. Ne düne bağlı kalır, ne yarından medet umarak yaşarsın. O andaki ruh halin için yaşar, sadece kendi canının istediği ilişkiyi kurarsın. Huzurunu doya doya yaşarsın.

Bu yüzden güvenmeyeceksin hiçbir şeye, hiç kimseye.
Kendi mutluluğunu, kendi paranı, kendi arkadaşlarını kendin kazanacaksın.
Bu yolda hiçbir sabit nesne, sabit özne, sabit tümleç kullanmayacaksın.
Yeri geldiğinde kendinden bile şüphe duyacaksın.
Kendi plan programını kendin bozduğunda buna da hazır olacaksın.
Zira;
Güven duymayacaksın.

 cinemagraphs

More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı