batum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
batum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu hafta sonu sizi akşam yemeğine çıkarıyorum. Bu sefer yine Gürcistan'a gidiyor, Batum'da "ters" bir yere götürüyorum.

Hem de sofranın "adabıyla"! =)

"Key word"lerin sırrını çözmek, keyfe kadeh kaldırmak için beklerim: Tık Tık!
Eveet, yine bir hafta sonu gelmiş çatmışsa blogda neyin sırası?

Seyahat!!

Bu sefer, sizi gri; karlı, puslu havalardan alıyor, oksijeni maksimize ederek Gürcistan'ın Batum şehrine götürüyorum.

Hem de hızımı alayarak dünyanın en büyük ikinci botanik bahçesine kadar çıkarıyorum!

Eğer hazırsak hemen Tık Tık!

Bir blog açıyorsunuz; kendiniz için öncelikle... "Ne varsa aklıma bir yazayım da, gerisi nasılsa gelir" diyorsunuz... Önce bir-iki tıklanmaya başlanıyorsunuz, tanıyanlar 'hayırlı olsun'a giriyor sayfanıza... Derken arama motorlarında yerinizi almaya başlıyorsunuz, teker teker aranmaya başlandıkça eklediğiniz etiketler, sizle karşılaşma, belki de tanışıp kaynaşmalar başlıyor blogunuzla... Ama işte, arama motoru, eş-dost oluyor ziyaretçileriniz ilk önceleri... Tamam, kabul, siz öncelikle tıklanma kaygısı yaşamadan, erişilebilirlik hayallerinizi yüksek tutmadan başlıyorsunuz yazmaya. Ama işte sizdeki birikimler artıyor ya hani, sizin içinizdeki heyecan da katlanarak büyüyor ya hani... Yetmez duruma geliyor bir yerden sonra kendi bireysel çabalarınız, aranıp bulunma sayılarınız...

Sonra hergün açıp okuduğunuz gazetenin websitesini yine açıyorsunuz bir gün ve bir blog sayfasına denk geliyorsunuz. 'Bumerang' diyor kendisine sayfa, "kaydolduğunuzda sizi tanıtacağız binlerce insana" diye iddia ediyor. İlk gördüğünüz an, içinizde  bir ısınma hissiyatı beliriyor. İnsanoğlu malum, hep bir destek, hep bir güvence arıyor her an her yerde kendine. Bu da sanki bir arka çıkma, elinizden tutulup yukarı çekilme durumu gibi geliyor size. 

Ne zaman ki kendinizi bu dünyanın içine bırakıyorsunuz, gerisi geliyor çorap söküğü gibi... İlk önce, blog trafiğinizde hareketlenmeler artmaya başlıyor, daha çok bulunmaya başlanıyorsunuz internet araştırmalarında. Daha sonra paylaşımlarıyla bloggerları destekleyen, hayali kahraman olmadıklarını her fırsatta ispatlayan sayfanın yöneticilerini tanımaya başlıyorsunuz... 

Daha ileri zamanlarda, bir bakıyorsunuz, size bir teklif geliyor. "Yayınlayın reklamları, tıklanıyorsunuz çünkü, başarılısınız siz de" deniyor. Sizin de  cesaretiniz artıyor, daha çok paylaşımda bulunmaya teşvik oluyorsunuz.

Bununla da kalmıyor, Bumerang ekibi... 'Gelin, kaynaşacağız!' diyor bu sefer de, yarışmalar açmaya başlıyor. Artık bu dünyanın cazibesine kapılmışsınızdır nasılsa, katılmamak pek mümkün olmuyor etkileşimlere bir yerden sonra... "Gittiğiniz, gördüğünüz yeri anlatmışsanız, paylaşın bizimle, beraber de gezelim, Batum'a gidelim" diyorlar. İçinizde bir umut, alıyorsunuz siz de birer bilet, 'piyangoya talibim' diyerek. 

Sonra kendinizi Batum'da buluyorsunuz bir hafta içinde, heyecanlı bir telaşla, "tanımadıklarımla tatile mi çıkıyorum?!" endişesi bir yandan da aklınızda! 'Ama "olsun" diyorsunuz, "Hürriyet var arkanda, bırak kendini akıntının kollarına..."
Hikayenin gerisi ise rüya gibi, toplam 7 kişi, herkeste birbirini yıllardır tanıyormuş hissi, herkes kendi dalında nitelikli, en çok da yeni yeni oluşan blogger olduklarının somut bilinci...

YazarkafeKahramanımızın hikayesinin başlangıcı böyle gelişti. Sonrası zaten ailenin resmi üyeliği... Yazarkafe'de yazarlık, daha çok paylaşım, daha çok paylaşılma, daha çok kaynaşma ve daha çok sosyal platformda yer alma da ilaveleri...

Bir yerden sonra, başka nerde yazarsanız yazın, neresiyle paylaşımda bulunursanız bulunun, yeri özel olan, blogger olmanızın farkındalığını içten yaşatan asıl bir destekçiniz vardır hep ve O'nun yeri ayrıdır... O, 'Bumerang'dır!..






Batum'dan döneli neredeyse bir ay olacak aslında, ama yazılacak o kadar konu olunca, insan aklındakileri zaman içinde de olsa derlemek ve arşivlemek istiyor...

Bunlardan birisi de Gürcistan'ın bize ilginç ve bir o kadar da eğlenceli gelen "Tamadalık" kültürü... İşin bir diğer ilginç yanı da, bu alışık olmadığımız kültüre, yine bilinenin dışında olan bir mekanda tanıklık etmiş olmamız. Her şekilde farklı bir deneyim oldu kısacası bize o akşam...


Gürcistan'da "fast food" anlayışı neredeyse yok. Bunun yerini alan uzun süreli sofralar (gerçekten uzun; 24 saat sürmüşlüğü olmuş), eş dostla şenlenen birer ritüel niteliğini almış.

Siz yemek yemeye aperatiflerle başlıyorsunuz, gerisini tamadanıza ve diğer servis yapan arkadaşlara bırakıyorsunuz. Zira yemek boyunca, masanız  bitmek bilmeyen lezzetlerle donatılıyor ve kadehinizdeki şarabın asla yarısından aşağı inmesine fırsat verilmiyor. Bir tek, "Gaumarcos!" deyip kadehlerinizi kaldırır ve  fondip yaparsanız bu mümkün oluyor -tabi o da kadehinizin masaya bırakıldığı ana kadar!- =)




Öncelikle konuyu özet geçmek istiyorum.=)

Üyesi olduğum Hürriyet Bumerang'ın "Bumerang Deneyim Günleri" kapsamında düzenledikleri yarışma ile 'En güzel gezi yazısı"nı gönderen 5 blog yazarı,  29 Haziran – 1 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan Batum gezisine katılma hakkı kazanacaktı.

Ben de bu kapsamda "Romance of Rome @AVRUPA GÜNCESİ" başlıklı yazımla bu eşsiz deneyimde yer alma fırsatını yakaladım!

Bu bağlamda hem farklı "blogger"ların dünyasını keşfettim, hem hürriyet ailesinin içinde yer aldım, hem Gürcistan'dan yepyeni dostlar edindim, hem de o çok görmeyi istediğim "Batum"a gidebildim.

İşin bir diğer keyifli yanı da, her blog yazarının konuları farklı açılardan ele alması... Ağırlıklı olarak, Oburcan; gastronomi (http://www.oburcan.com/), Ahmet; sosyal medya (http://rahatyazar.blogspot.com/), bilinmeyen rota; gezi (http://bilinmeyenrota.blogspot.com) ve Ali; halkla ilişkiler (http://www.alyldrm.com/) üzerine yazmakta. Benden ise daha çok şehir yapısı ve mimari üzerine yazmam beklenmekte. =)

Hepimizin birbirleri ve bumerang ekibi ile frekansı tutunca da gezimizin tadını çıkarmak kaçınılmaz oldu! Batum'daki programımızın harika bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan Nino, İlker ve Tamar ise şehri iki kat sevmemizi sağladı diyebilirim.

Gezi o kadar yoğun geçti ki, arada hiç boş vakit kalmadı. Uyuyacak zamanı bile zor bulduk diyebilirim. Bütün gün minibüsümüzle Nino öncülüğünde gezip, akşamları "Tamada"mız İlker eşliğinde leziz ve saatler süren yemekler yedik - Tamada'nın ne olduğuna daha sonra değineceğim=) -, geceleri de hep bitmek bilmez programlarla noktaladık. Hatta, "gecelere hep üç nokta koyduk" demem daha doğru olabilir, zira çoğu gitmeyi kafamıza koyduğumuz yere yorgunluğumuza yenik düşerek gidemedik geceler akıp geçtikçe su gibi...=)


Batum'da bizi karşılayan ekip, bizi sürekli memnun tutmaya çabalayan ve bunu fazlasıyla başaran sımsıcak insanlardı. Zaten Gürcistan insanlarının geneli sıcak, samimi ve güler yüzlü... Sizi daha hava alanında ellerinde baklava tutan yerel kıyafet giymiş iki küçük arkadaşla karşılıyorlar, siz düşünün gerisini... =) İşte böyle bir ekip sayesinde ne müzesi kaldı görmediğimiz, ne mimari yapıları; ne de tatmadığımız lezzetleri... 

Aslında yazılabilecek bir sürü farklı konusu var Batum'un, ama genel olarak şöyle özetleyebilirim sanırım:
Batum, tam anlamıyla bir "hacı yatmaz" olmuş yıllar boyunca. Geçirdiği darbelere, yıkımlara, sıkıntılara karşı hep bir tutunacak dal bulmuş kendine toparlanmak adına hemen ertesinde. Günümüzde de hala tarihin farklı izlerini taşıyan kent dokusu, inşa edilmekte olan yeni binaları ve gelişmekte olan projeleri ile sevdirmeyi başarmış kendisini her seferinde kendi halkına, komşularına ve diğer dünya ülkelerine... Yönetimin halkıyla arası da gayet iyi. Acara  Özerk Cumhuriyet Hükümet Başkanı Levan Varshalomidze ile gecenin bir saati oturup çaça içerek sohbet bile ettik, orda olduğumuzu öğrenip bizi davet edince...






Aslında yazılacak daha bir sürü konu var. Sadece, öncelikli olarak genel düşüncelerimi paylaşmak istedim.  Gerisi de yakında gelir nasılsa...=)

Herşey müthişti kısacası. Bu fırsatı yaratan, içinde yer almamızı sağlayan, programı kusursuz hazırlayan başta Hilal ve Pınar olmak üzere tüm Hürriyet Bumerang ekibine, daha sonra bizi Batum'da sımsıcak ağırlayan Nino ve İlker'e ve eğlenmemde büyük payı olan diğer blog yazarı arkadaşlarıma teşekkürler...


More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı