"Kim Görecek, Kim Bilecek"

"Kim Görecek, Kim Bilecek"


Öyle bir topluluk düşünün ki, 

Kötü olduğu için güçlü,
Karşısındakini yerebildiği için sükseli,
Arkasından konuştuğu için yandaşlı,
Nezaketini ezdiği için havalı,
ve bilmiş olduğu için çok bilgili hissetsin kendini. 

Halbuki hiç bilmiyorlar ki,

-Miş, -Muş Köşesi _ Bölüm 5

Yine aklın mantığın almadığı bir noktadan herkese merhaba!

Bugün yine biz zekadan uzak işlerin karmaşasını yaşarken insanoğlunun nasıl da dünyayı kurtardığını anlatacağım.

Hemmen başlıyorum.

1. Dünyanın Çekirdeğine Sondaj

Japon bilim insanları, devasa bir sondaj gemisiyle okyanus üzerinden yaklaşık 3 bin km derinliğe inerek dünyanın çekirdeğine değin sondaj yapacakmış. Eylül ayındaki Hawaii bölgesinde deneme kazıları verimli olmaz ise Meksika ve Kosta Rika kıyıları denenecekmiş.

Amaç, tüm voklanik hareketlerin gerçekleştiği ve depremlerin temeli olan çekirdekten yüzeyde gerçekleşecek depremleri tahmin etmekmiş.


2. Kendi Kendini Onaran Ekran

Evet, tıpkı insan derisi gibi. ABD, kendi kendisini tamir edebilen bir materyal geliştirmiş. İleride akıllı telefonların ekranlarında kullanılabilecekmiş. 

Ben daha buna şaşırırken aslından bunun ilk olmadığını okumam çok iyi oldu. Zaten kendi kendini tamir eden materyaller varmış. Hatta LG G Flex'te bulunuyormuş. Bunun farkı ikiye ayrılan materyalin yeniden birleşerek hasarı ortadan kaldırırken kendini yenileyebilmesiymiş. 


3. Kıyamet Kütüphanesi

Norveç’te kıyamet sonrasında da varlığını sürdürmeleri istenen tohum bankasından sonra, yazılı eserler için de bir 'kıyamet kütüphanesi' kurulmuş.


Nükleer saldırılara da dayanıklı olacak kütüphanede, ilk olarak Brezilya, Meksika ve Norveç'ten eserlerin temsilleri arşivlenecekmiş.

Eserler, daha güvenli olduğu gerekçesiyle geliştirilmiş teknolojiye sahip dijital filmler şeklinde ve bir madende donmuş toprak içerisinde saklanacakmış. 

4. Yeni Dil: "Yapay Zekaca"

Kod yazma, poker oynma, yemek yapma gibi meziyetlerden sonra şimdi de yapay zekalar kendi dillerini geliştirmiş. Yapay zeka birimlerine ses çıkarabilecekleri ağız verildikten bir süre sonra bu seslerin ne anlama geldiğini yavaş yavaş öğrenmişler. Üstelik ağızları geri alındığında vücut dili geliştirmişler.

5. Olası Bir 'Yapay Zeka İsyanı'na Karşı Cyborg Geliştiriyor!

Önce "yok artık" dedim, sonra bir üst maddedeki haberi okudum, "oh şükür" dedim. Tesla ve SpaceX şirketlerinin CEO’su Elon Musk yeni kurduğu şirketi aracılığıyla insan ırkını olası bir yapay zeka isyanına karşı durmaya hazırlamayı planlıyormuş. İnsan beyniyle bilgisayar teknolojisini fiziksel olarak bir araya getirmeyi hedefleyen bir yöntem ile daha rahat iletişim kurulması sağlanacakmış.

5. Arabada Uyuyan Bebeklere Çözüm
Zaten artan akaryakıt fiyatlarından dolayı neye nasıl çözüm getireceğimizi. Bence Türk'ler için muazzam olmuş. Tasarlanan beşik, bebeklere arabada seyahat ediyormuş hissi yaşatacakmış.

Ford'un İngiltere'deki aileleri gözlemledikten sonra geliştirdiği fikir, gece yolculuğu simülasyonu sunarken, otomobil sesi, hareketi ve yol ışıklandırmalarını kopyalayarak bebeklerin daha kolay uyumasına yardımcı olacakmış

Aynı zamanda mobil uygulama ile de akıllı telefonlardan yönetilebilecek olan uygulama, bebeğin uykuya en kolay daldığı tüm ayarları kaydederek yeniden sunabilecekmiş.



Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

Neden Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.



Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

90'lara Selam!

"Tetriste oyun bitmek üzereyken gelen uzun çubukla rahatlayanlar."

Bu repliği duyunca yüzünde hafif tebessüm belirenler buraya, bu yazı bize!

Pop 90 radyosunda, ofiste kafam dolu halde çalışırken koca bir gülümseme belirdi bu cümleyi duyduğumda. Sonra hafif bir burukluk hissettim. Sabahki Gülse Birsel'in yazısını hatırladım sonra da. "Bir zamanlar dünyanın en rafine memleketinde demiş köşesinde".  "Müthiş bir kültür, kibarlık ve tevazu" zamanları demiş o '70'ler '80'ler 90'lar nezdinde.

Hey gidi hey, 

Ben 70'leri, 80'leri bilmem de, 90'ları hatırlamak yetti.

Pop şarkılarının anlamı vardı, insanlarda bir adap, düzgün konuşma telaşı vardı. Üslubu bozmak ne kadar ayıptı. Mahallenin yaramaz çocuğu her zaman kınanır, en çalışkan çiçek öğrenciler parmakla gösterilirdi.

Zira, amaç gelişmekti.

İlkokul öğretmenimiz hayal gücümüzü zorlardı. "İleride bu tahtalar, defterler olmayacak. Herkesin önünde kendi bilgisayarı olacak ve notlarınızı oraya not alacaksınız" derdi. Hani şu an "ileride uzaya turist olarak gidilebilecek" ütopyası(?) var ya. Tam olarak oydu işte bizim için.  

Ne kadar mucizevi şeylerdi.

Elimizdekinin kıymetini bilir de her gün eve o silgiyi kaybetmeden dönmeyi görev edinirdik ya, nasıl da gözümüzde devleşirdi bu yüzden var olan her şey!

Hepsinin kıymetini o zamandan bilmesini öğrenmiştik, dedim ya.

Büyüklerimize yol vermeyi, gördüğümüz su birikintilerinden atlayarak geçmeyi, her sınavdan en yüksek notla geçmeyi prensip edinmiştik.

Birisini kırmışsak, önce hatayı kendimizde aramamız gerektiğini öğretilmiştik. Sıra arkadaşımız bize zarar vermişse bile ona karşılık vermemeliydik. Keza bu konuda da önce hatayı kendimizde bilmeliydik.

Yaratan sevgisi kadar Atatürk'e olan minnet duygumuz vardı mesela. 

Hatırlayan var mıdır Hani "Önce Allah, sonra Peygamber, sonra Atatürk" derdi mahalle arkadaşlarımız.

Ezberden de değildi hani.

Bilimin kulak arkası edilmesi de değildi konu. Vatandaş olmanın ayrıcalıklarını, hürriyet duygusunu bile çoktan öğrenmiştik o yaşta.

Adaptı sonuçta.

Laiktik. Düşman değildik hiçbir konuya.

Diziler sezonlarca sürerdi ya da. Şimdiki postfordist içi boş diziler gibi değillerdi. Bu yüzden tüm konuyu ilk bölümde işleme telaşı duymazlardı izleyici yakalamak için. Doluydu nasılsa her bölümün içeriği.

O zamanki dizilerde adap vardı, kültürel birikim vardı, "iyi insan olmak lazım" teması vardı. 

Filmleri de keza. Siz hiç gördünüz mü Tarık Akan'ın, Kemal Sunal'ın, Halit Akçatepe'nin insanlara kin, nefret ve "kimseye güvenilmez" duygusu aşıladığını?  Adile Naşit'in çocuklarına el kaldırdığını?

İnsanları birbirine kenetleme, barış ve mutluluk sağlamaktı o zamanların tek kaygısı.

Eskilerin şarkıları bile sevdirme, toplumsal mesaj verme amacındaydı. Gerçek aşkların nağmelenmeş versiyonlarıydı. 

Kim Müzeyyen Senarı'ı, Barış Manço'yu, Kayahan'ı fasondan sanatçı diye nitelendirebilir ki?

Neden hala envai çeşit, teknoloji harikası dijital oyunlar varken, Super Mario denildiğinde büyük heyecan duyarız?

Çünkü biz kıymet bilmeyi öğrendik.

Elde ettiklerimizin değerini hep bildik. 

Hep saydık, hep sevdik, hep insanların iyiliğini istedik.

Kültürü, eğitimi, bilimi, saygıyı düzgün insan olmayı yaşam prensibi olarak belledik.

90'ları sevmemizin nedeni çok daha derinlerde azizim.

Öyle sıradan 90'lar sevgisi deyip geçmemeli.

Nedeni çok daha derinlerde...


Hamburg Lezzetleri @AVRUPA GÜNCESİ

Hamburg'u çok gezdik, şimdi de sokak lezzetlerini mercek altına alıyoruz. 

Hamburg Lezzetleri on-air.

Currywurst
Hamburg caddelerinin, özellikle Mönckebergstraße civarının şehir kokusu olarak nitelendirdiğim currywurst, müslümanların içeriğinden dolayı genelde uzak durduğu bir lezzet de olsa talep ve müdavimi çok. Büfelerde pişirilen sosisler dilimlenerek kağıt tabakta körili ketçap sosuyla satılıyor. Bir kaç euro ödemeniz yeterli.


Fischbrötchen 
Bu sandviçlere bayılıyorum. Üstelik benim midem gibi farklı tatlara yer veriyorsanız, fümeli, kurutulmuş, kızartılmış, panelenmiş çeşit çeşit balıkları soğuk sandviç olarak tüketebilirsiniz. Fischmarkt'ta yoğun olarak bulacağınız lezzetleri bazı restoran zincirlerinde de kolaylıkla bulabilirsiniz.


Patates
Almanya'nın en meşhur lezzeti patates olduğu için bilimum çeşit tüketebilirsiniz. Genelde balık yemeklerinin yanında haşlanmış ve baharatlanmış sunuluyor ama en aklımda kalanı yine özellikle Fischmarkt'ta yoğun ilgi gören kızarmış patateslerin üzerinde servis edilen yumurtalı olanlar.


Bäckerei
Diğer adım başı lezzetlerden bir diğeri de backerei olarak tabir edilen fırınlar. En favori ilk üçü paylaşıyorum.

  • Berliner
Donutın ortası dolu, içi soslu olan ve üzerine pudra şekeri dökülmüş halini düşünün. Tamam şimdi yanına da çay demleyin. Afiyet olsun.

  • Bretzel
Çubuk kırakerin hacim kazanmış halini düşünün. Tam olarak bu hissi uyandıran ve tuhaf bir lezzete giden bir hamur işi. Bu da en uygun fiyatlılardan. 

  • Franzbrötchen
Of kalori bombardımanına hazırsanız bunu mutlaka gömülün! Deli gibi lezzetli, çikolatalı, tarçınlı, üzümlü çeşit çeşit versiyonunu bulabilirsiniz. Kruvasanın daha hamur işi hali diyebiliriz aslında. 


Kurabiye
Eğer civarda herhangi bir festival, kutlama sebepli yiyecek standları kurulmuşsa muhtemelen bunlardan çok sık göreceksiniz. Tadı hakkında pek fikrim olmasa da turistik bir görsel benim için. 


Fritz Kola
Coca Cola ve Pepsi dışında içilebilecek bir kola markası varsa kesinlikle Fritz Kola. Ayrıca Coca Cola kadar da ikonik bir dekorasyon ürünü benim gözümde.


New York güncesi: Binaların içindeki farklı dünyalar ve Flatiron Binası @UPLIFERS

Haftaya farklı bakış açılarıyla başlıyoruz. 

Konuya çok başka bir noktadan bakarak binaları keşfediyoruz. 

"Nasıl keşfedilir?" demeyin, hemen minicik bir Tık Tık'la New York'a giderek yerinde inceleme yapıyoruz!

Flatiron binasını da fona alıyoruz...

Hazır mıyız?

New York güncesi: Binaların içindeki farklı dünyalar ve Flatiron Binası



Akçakoca'da Ne Yemeli?

Gelelim seyahatlerde en önemsediğim diğer konuya...

Aslında turist olduktan sonra yurt içindeymişsin, yurt dışındaymışsın algı olarak pek fark etmiyor bana kalırsa. Şöyle ki, daha önce hiç görmediğin bir yöre ve kültürdeysen ve ilk kez keşfedeceğin çok şey varsa, sonuç olarak turistsin ve yörenin insanına ve doğasına yabancısın. Bu his benim için hep aynı...

Lezzet keşifleri de aynı bunun gibi. Gittiğin yerin mutfağı, oraya özelse ve yaşadığın yerde en fazla taklitlerini yiyebiliyorsan, keşif arzum aynı heyecanı yaşatıyor bana her neredeysem.

Akçakoca da nitekim bir Karadeniz mutfağı olduğu ve ben yerinde bu lezzeti tatmadığım için, bakış açım bu şekilde oldu. Hele ki fonda yöresel manzara varsa.

Şimdi gelelim neler olduğuna:
  • Balık




Hani bir önceki Akçakoca yazımda Liman'a gelmişseniz acıkmış olmanızı dilemiştim ya, heh şimdi o maddeyi açıklıyorum. Liman olması önemli -benim için- zira Karadeniz'in en meşhur lezzeti hamsiyi yiyecekseniz, bunu Karadeniz'i seyrederek yemelisiniz ki farkındalığınız maksimize, ruhunuz huzur dolu olsun. Sonuçta Ankara'da da yesek hamsi buradan geliyor, değil mi? Ama öyle değil işte. Bunu yediğinizde daha iyi anlıyorsunuz. Ben ki kızartılmış, yağlı balık sevmem, burada tattığım an tam anlamıyla kendimden geçtim. Mutlaka deneyin siz de mevsimindeyseniz geldiğinizde.
  • Mısır Ekmeği

Karadeniz'in meşhur ekmeği olan mısır ekmeğini de mutlaka tadın. Biz balığın yanında getirilen sıcacık ikramıyla yetinmedik, yöresel fırından ayrıyeten de aldık. Bir de yöresel köy ekmeğinden. Onu da gitmişken deneyin. Sıcacık oh.
  • Pide

Buranın pidesi bir diğer meşhur lezzetlerdenmiş. Birisi Karadeniz Pidesi de dedikleri Trabzon Pidesi, bir diğeri karalahana ve pancar arası bir ot olduğu söylenen mancarlı pide. O hafta pazara gelmemiş olması nedeniyle "Mancarlı"yı tadamadıysak da, Karadeniz Pidesi'ni deneyebildik. Sevenleri belki kızabilir ama bana biraz uydurma geldi. Bir pizza düşününün, üzerinde pideye konulabilecek her türlü et ürünü, en üzerindeyse pizza süsü veren sucuk bulunmakta. Tatları karıştırmayı severim ama bu kadarı biraz fazla geldi.
  • Fındık Helvası

Bunu kesssinlikle denemelisiniz! İçinde kavrulmuş fındık parçaları bulunan ve yediğinizde ağzınızda dağılan müthiş bir tat. Eğer evinize de götürmek isterseniz kent meydanında bulunan Fiskobirlik'te bulabilirsiniz.

Ayrıca denize nazır sabah kahvaltısını da çok aşırı tavsiye ederim. Belki mıhlama da bulursunuz. Benim için de deneyin.

Afiyet olsun!




Umursamazlık Seviyem

Eskiden ne hoş bir umursamazlık listem olurdu. Belirli bir çizginin altında kalan her şey için "amaan" der geçerdim.

Sonra ne oldu?

O limit kalktı.

Anladığınız gibi değil. Bilakis.

Bir süre sonra hiçbir konuyu umursamaz oldum. 

Önemsememek diyebiliriz aslında buna. 

Hiçbir konuyu, neredeyse hiçkimseyi önemsememeye başladım.

Saygısızlık yapmak değil. Haşa.

Yalnızca önemsemedim.

Ne karşımdakini kazanmaya ihtiyaç duydum, ne de karşımdakine bir şeyler açıklama gereği gördüm.

Zira, önemsemiyordum.

Bazen küçük tatlı bir 'bloke' bile yeterli oluyordu görüntünün temiz kalması için.

Çünkü dolu konuşmak için eğitim yeterli değildi ya da gülümsemelerin içeriği samimiyet değildi.

Bundan mütevellit, uzak durmak en idealiydi.

Önemsemek de bir o kadar kifayetsizdi.

Hani şimdi de, sırf saygımdan ya da edebimden gülümsüyorum ya karşımdakine,

Ya da alma nezaketi göstermeyenlere dahi selam veriyorum ya yine de,

Belki o da sadece,

Önemsemediğimden.

Parçalı Manikür @FASHION

Güneşli havalar yaklaşırken tırnaklara da enerjik tasarımlar gelmeye başladı. 

Tırnağı fazla yıpratan, üste yapıştırmalı, tırnağı nefessiz bırakan modellerden uzak dursam da ev yapımı tasarımlar her zaman ilgimi çekmekte.

Üstelik bu sezon benim gibi baştan savma oje sürenlere şenlik var!

Biraz özensiz, parçalı fırça darbeleriyle tam olarak asi ve özgür olan "oje ruhumu" yansıtan tasarımlar gelmiş.  =)

Çok anlattım. 

Bakalım nasıllarmış?












"Şehirden Kaçış"ta Bu Hafta: Akçakoca

"Şehirden Kaçış"ta Bu Hafta: Akçakoca


Bir süredir aklımda olan ve gitmek için fırsat kolladığım Akçakoca, deniz hasretimin tavan yaptığı bir anda hafta sonu planımıza girdi. 

Kutluyorsak Bir Sebebi Var #8MartDünyaKadınlarGünü

Aslında her 8 Mart, tüm dünyadaki kadınların gününü kutlar, kadın olmanın öneminden bahsederiz. 

Keza ben de hep böyle  yaptım şimdiye dek.

Ama bu seferki kutlamamda konuyu daha derinden işlemek istiyorum.

Bu seferki kutlamamı Türkiye Cumhuriyeti'nin kadınlarına bahşederek, Mustafa Kemal Atatürk'ü anıyorum. 

Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü ilan eden değil, malum, ama ülkemizde kutlanmaya değer kıldığı için Atatürk'e teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Kadınların cinsiyetinden önce insan olduğunu hatırlattığı için,

Kadınların da vatandaş olma hakkını bildiği ve hürriyetlerini tanıdığı için,

Kadınların da giyim, kuşamının medeni kılınmasının "çok doğal" olduğunu bildiği için,

ve Kadınların emeklerinin "analık" mertebesiyle belki de daha fazla saygıyı hak ettiğini vurguladığı için,

O'na ne kadar minnet, sevgi duysak az...

Ne mutlu Türk olmakla bizi gururlandıracak nice sebep sıralayabildiği,

Ne mutlu Atatürk'ün kızları olabildiğimiz için...

Zira, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutlayabiliyorsak, bir sebebi var!

Hepimize kutlu olsun!


Modu Yüksek Tutma Listesi

Mutlu olmak için her ne kadar zorlayıcı ortamlar olsa da, bir şekilde mutlu olmak için kişisel sebeplerimiz varsa bunu arada kendimize hatırlatmalıyız.

Kişisel mutluluk, etkileşimli ve bulaşıcı olarak çevreye yayılabilen bir his olduğuna göre bunun önemini göz ardı etmek mantıklı değil.

Şöyle düşünün, kişi mutluysa karşısındakini de mutlu eder.

Blogda zaman zaman mutluluk listeleri yayınlıyorum malumunuz ben de bu hizmetle. Kimilerinde güncellemeler yapıyorum, kimilerindeyse mutlak gördüklerimi tekrarlıyorum.

Yine böyle listelerden bir yenisi blogda on-air:

1. Güneş!
Ankara gibi karasal iklimde yaşayan insanların beni daha çok anlayacağını düşünüyorum. O kadar hasretiz ki güneşe, aylardır gri, kasvetli ve soğuktan sonra resmen yüzümüzdeki gülümse sebeplerinden biri oldu iki günde. Uzun yürüyüşler hiç bu kadar keyifli gelmemişti uzun süredir.


2. Road Trip
"Nereye gidiyoruz?" sorusuna yolda karar verdiğiniz hafta sonu kaçamaklarında kahve molası vermenin keyfini asla küçümsemeyin. Teşekkür edeceğinizi biliyorum. Bi'şey değil. =*
Rota çoktan belirliyse ve biraz uzun mesafeliyse de, bunun plan programını yapmak, gittiğinde uygulamak da bir o kadar motive edici ve mission complete mutluluğunu yaşatabiliyor.


3. Çekirdek
Yüce Rabbim neler yaratıyor inanılır gibi değil! Minnacık, küçüçük çıtlayan bir şeyi otomatiğe bağlayarak tüketmeye başladığınızda  üzerinizdeki stresin nasıl azaldığını kim inkar edebilir ki? Organik mucize.

4. Vlog, İnstaStory
Eğlenceli ortamlarda bulunamadığınız anlarda eğlenceli videolar izlemek oldukça pratik bir çözüm. İlgi alanınızdaki bloggerler ya da sosyal medyada takip ettiğiniz her kimse, onlar sayesinde son trendleri, mekanları, yenilikleri, teknolojiyi vs vs kolayca takip edebiliyorsunuz.



5. Spor 
Kişinin gücünü arttırması, kontrol mekanizmasını güçlendirebilmesinin yarattığı fiziki ve manevi hafiflik müthiş bir olay. Kilo verin ya da vermeyin. Kas kütlenizin artmasını, iskeletinizi destekleyerek yükünüzü azaltmasını ve bunun her geçen gün daha da gelişmesini mutlulukla hissedin. Bir teşekkür alma sebebi daha. Bi'şey değil. 


Avrupa'da Bir "Pazar" : Hamburg Fischmarkt @UPLIFERS

Avrupa'da Bir "Pazar" : Hamburg Fischmarkt @UPLIFERS


Bu hafta pazara çıkıyor, taa Almanya'nın Hamburg kentine uzanıyoruz. 

Biraz alışveriş, biraz eğlence, biraz da mideye indirmece yapıyoruz.

Nasıl mı? 

Tam olarak böyle:

'Şehirden Kaçış'ta Bu Hafta: Elmadağ

Şehirden kaçış günlüklerinde bu hafta kayak turu yapıyoruz. Üstelik Ankara'da yaşayanlar için neredeyse "şehrin içinde" denilebilecek bir mesafede. 

Başlıktan da spoiler verdiğim üzere Elmadağ'dan bahsediyorum. Hem hafta sonu için farklı bir alternatif, hem de kayak işine yeni girişecekler için çok makul bir alıştırma alanı. 


Aslında böyle turistik potansiyeli olan bir alanın neden bu kadar köhne kaldığı anlaşılır değil. Hem fazla tesis alternatifi yok, hem olan yerler bakımsız. Alanda ODTÜ, Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri'ne ait küçük tesisler bulunuyor. İnternette Büyükşehir Belediyesi ile hukuki durumlardan dolayı yalnızca Hacettepe'nin tesisinin işletildiğini okuduğum için biz doğrudan oraya gittik. Ki güzergahta tüm yol tarifleri de burayı gösteriyor. Araç sticker'ınız varsa ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Aksi durumlar için giriş 10 TL.

İkea'nın yanından tabelaları takip ettiğinizde 15-20 dakikalık tek gidiş gelişli, dar sayılabilecek yolu takip ettiğinizde alana varıyorsunuz. Bu yüzden geç mi kaldık kaygısını fazla yaşamıyorsunuz. Ancak yoğun kar yağışı olduğu zamanlar buzlanma riskini göz önünde bulundurmakta fayda var. 

Tesis neredeyse aile tesisi. Teyzeler amcalar küçük çocuklarını, torunlarını kaptığı gibi getirmiş kızaklarla kaydırmak için. En azından biz gittiğimizde öyleydi.

Tesiste kayak, snowboard, kızak için farklı pistler bulunmakta. Gerekli malzemelerin kiralanması için de çeşitli seçenekler bulunuyor. Alan içinde kiralama yapan birçok kişi var. İlk gördüğünüz kişiyle anlaşmadan önce piyasayı kolaçan etmenizi öneririm zira kayak alanının içine girene kadar fiyat oldukça düştü bizde.


Çok gelişmiş bir yer olmamakla beraber yeni başlayanlar için uygun fiyatlarla, sakin sayılabilecek pistlerde çalışabiliyorsunuz. Yani doğrudan profesyonel alanlarda başladığınızda tüm verdiğiniz ücretle ancak öğrenme sürecini dolduruyorsunuz. Tadını çıkarmaya başladığınızda süreniz çoktan dolmuş oluyor, öyle düşünün. =)

Ayrıca sobası yanan baraka kafelerde sucuk-ekmek gibi yiyecek alternatifleri bulabiliyorsunuz. Elmadağ'da mangal-sucuğun meşhur olduğunu sürekli duyduğum ve kendi teçhizatım olmadığından yapamadığım için memnun oldum açıkçası. 


Burada salep tavsiye edilmişti ama tadı bizim denediğimiz pek iç açıcı değildi. Ama sobanın yanında sıcak bir şeyler içmek için mola vermek kesinlikle çok mantıklı. Zira bir süre sonra donmaya başlıyorsunuz yeteri kadar donanımlı giyinmemişseniz.



Gün sonunda şehre dönerken yol üstündeki köy fırınından taş fırın ekmeği alın, evde çay demleyerek içinizi ısıtın.


Dünyanın En İyisi Burada, Peki Ya Sen? @RÖPORTAJ

"Başkalarını mutlu etmek istiyorsan, öncelikle kendini mutlu etmelisin."

Bu cümleye son günlerde kitle olarak uzaklaşmaya başladık malum. 
O yüzden bu postu öncelikle kendinizi geri kazanmanız, ardından da çevrenize mutluluk yayabilmeniz için paylaşıyorum. Bunun için de en temel noktadan başlıyorum. Zinde bir vücut!

ODTÜ'den spor hocalarım Maryana Kumachkova ve Yasin Şahin'in açmış olduğu Aurora Spor Salonu'yla iş yeri komşusu olduğumu öğrenmem benim açımdan işleri kolaylaştırdı.

Sizler Yasin Şahin ismini ve başarılarını daha önce de duymuştunuz blogdan.

Şimdi onu tüm dünya duydu, zira 2016 Atletik Fitness Şampiyonu oldu! Böylelikle röportaj tazeleme zamanı da gelmiş oldu.  

Aurora Spor Salonu'nda Personal Training de denilen kişisel eğitimleri ile herkese kapılarını açmış durumdalar. Bir de ekiplerine 2016 Türkiye Fitness 2.'si Elena Larionova'yı katmışlar. Özellikle benim gibi öğle aralarını değerlendirme çabasında olan birçok çalışan için de fırsat, zira yerleri Ankara Tepe Prime Plaza'da. Ben her üçüyle de oldukça verimli çalışıyorum şu sıralar.

Dünyanın en iyileriyle çalışma fırsatı diyorum. Bunu bi' düşünün bence. =)

Yasin Şahin'e kısa kısa çoğumuzun aklına takılanları sordum. Sözü daha fazla uzatmıyor, cevaplara geçiyorum.


G.G. Öncelikle hem senin hem de Elena'nın derecelerinizi hatırlayalım. 
Y.Ş. 
1dereceler : Büyük Erkekler Atletik Fitness  Türkiye 1.
Büyük Erkekler Atletik Fitness Avrupa 3.
Büyük Erkekler Atletik fitness Arnold Classic 4 (2013)

Büyük Erkekler mensphysique  (Atletik Fizik) Türkiye 1. 
Büyük Erkekler mensphysique  (Atletik Fizik) Dünya 5 (2014)

Master Erkekler mensphysique(Atletik Fizik) Türkiye 1.
Master Erkekler mensphysique  (Atletik Fizik) Avrupa 1.
Master Erkekler mensphysique (Atletik Fizik) Dünya 1 (2016)

Lena....Büyük Bayanlar Fitness Türkiye 2.
Milli sporcu, Avrupa Şampiyonası Fitness yarı finalisti 


G.G. Aurora Spor Merkezi'nde ne gibi imkanlar var?
Y.Ş. Aurora sports studio adından da anlaşılacağı üzere küçük stüdyolardan oluşmakta. Ve her bir stüdyoda tam olarak kişiye ozel (pt) dersleri verilmekte. Derslerimiz reformer aletli-aletsiz fitness, pilates, Cadillac pilates, power pilates, stretching, yoga, antigravity yoga, dersler antrenman seviyesi,akışı ve uygun beslenme bilgileri ile tamamen kişiye özel ve birebir yapılmakta.. Kişi antrenörü tarafından hem bilgi hem de hareket uygulaması ve motivasyon anlamında adeta bir dantel gibi işlenmektedir.. Amaç verilen bilgilerin içselleştirilmesi ve yüksek motivasyonla, egzersiz ve doğru beslenme alışkanlığı kazandırılmasıdır.



G.G. Personal training'i dönemlik/yıllık kayıt yapılan spor salonlarından farklı kılan nedir?
Y.Ş. Kişiye özel antrenman popüler ismi ile PT'yi cazip kılan neden aslında adında gizli. Kişinin kendini özel hissetmesi ve bu hissin antrenman ve doğru beslenme için sürekli ve hatta kalıcı motivasyon oluşturması... Yıllık üye olunan dört başı mamur ultra süper lüks salonlar kişi de bu motivasyonu sağlamıyor bizce. Amaç mükkkemmmel tesisi gezdirip kişiyi mekan, alet ve kalite anlamında tavlayıp üye yapmak sadece. Ve kişi üye yapıldıktan sonra amacına ulaşmış oluyor bu tesisler. Sonra kişiler kendi inisiyatifi bırakılan UFO görmüş masum köylü gibi kolunda havlu elinde şu dolaşıyor. Bir kere kişilere başlangıç programı veriliyor o da sadece bir kişi kullanıcı ile dolaşıp adeta sadece aletlerin kullanımını gösteriyor. Sonra kullanıcı hep tek. Eni konu fitness danışmanına soru sorsa bir türlü sormasa bir türlü. Ve orada zaten zamanla fiziği iyi insanlara yanaşıp onların yaptığını yapan birine dönüşüyor. İşin diyet beslenme kısmı boş bırakıldığı için ve kişi birebir hiç motive olmadığı için sonuç alamıyor ve boşa gelip giden biri gibi algılıyor kendini ve devamsızlıktan başlıyor. Tabi spor bahanesiyle piyasa yapmaya çapkınlık yapmaya gelen bay bayanların devamlılığı iyi bu tip yerler de 😂😂 Neyse sonuçta bir insanı süper lüks bir makine motive etmez bir insanı yine başka bir insan motive edebilir daha önce bu yollardan geçmiş ve başarısını şampiyonlukları ile ispatlamış bir kişi  yapabilir bunu. Kişi ile sürekli beraber hatta bazen birlikte yapılan hareketler birlikte sayılan tekrarlar...beraber terleyen iki kişi. Bir şampiyon ve biri daha yolun başında motivasyon budur işte....özel ders verirken gözlemlediğim şeylerdir bu anlattıklarım. Özel ders alan hemen hemen tüm sporcularımız aynı zamanda büyük bir gym'e üyeler. Ve ayda yılda bir defa gitmişler. Ha büyük gym'ler bu arada kendini bilen. Belli bir seviyeye gelmiş. Yarışma hedefi olan profesyonel sporcular için tabi ki adeta nimettir. Ama spora yeni başlayan ve büyük umutlarla beklentilerle başlayan eline daha önce dumbell almamış sürekli ilgi ve desteğe ihtiyaç duyan kişiler için kabus  olabilmekte maalesef. Bu kişiler için yaşasın PT diyorum 😊✌


G.G. Bir kişi yaklaşık belli bir aşama kaydedebilmesi için ne kadar gelmeli yaklaşık olarak?
Y.Ş. Sonuç almak kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir... ama kişinin maximum seviyede antrenman, beslenme ve dinlenme düzenine dikkat ettiğini varsayarsak, üç ay (40 ders) sonra antrenör ve kişinin kendisi ilerleme ve pozitif değişimi fark eder. Altı ay(80 ders) sonunda ise artık gelişim ve değişim dışardan da tepki çeker ve görülebilir. Örneğin kişiyi uzun zaman görmeyen bir yakını "ya n'olmuşsun sen, spor mu yapıyorsun, ne kadar incelmişsin?" dediğin de emekler de PT de ise yaramış demektir 😊✌


Ben yıllardır karşı olan birisi olarak PT gücüne bizzat ikna oldum.

Bilginize sunarım. =)

Çok Sevgiler

More

Bu Blogda Ara

Translate

GOKCHEN HOUSE LOUNGE CAFE

GOKCHEN HOUSE LOUNGE CAFE
Günün "Denemesi Bedava"sı =)

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ VİŞNELİK TESİSİ

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ VİŞNELİK TESİSİ
YILDIZLAR ALTINDA FİLM ŞÖLENİ BAŞLIYOR!

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı