Geçtiğimiz günlerde Bağlıca Mahallesi'nde yenice açılmış bir mağaza/ofisi keşfe çıktım.

Civarda pek de fazla yemek harici ticari alanın olmadığı muhitte böylesi şık görünen mobilya mağazası ilgimi çekti açıkçası.

Yerin adı: MACart Designo


Burası hem OSTİM'de üretimini yaptıkları yerin satış showroom'u, hem de mimari ofis olarak kullanılmaktaymış.


Oldukça tasarım ve kaliteli malzemeden yaptıkları iç ve dış mekan ahşap mobilyalar, uzun yıllar hava koşullarına dayanan masiften yapılmaktaymış.

Ahşap malzemeyi çok seven, ancak dış mekanda hava koşullarından tedirgin olanlar (mesela ben) için bence çok ideal bir mekan.

Üstelik geri dönüşebili ve kimyasal işlem görmemiş %100 doğal ahşap kullanıyormuş.

Aynı zamanda Nevşehir'den getirttikleri otantik dekorlar ile zevkli dokunuşlar yaratmaları da, ambiansı tam anlamıyla yansıtmalarını sağlamış.

Hatta bir ara kendimi evimde hissettiğim de olmadı değil, Instagram'da beni takip edenler demek istediğimi anlayacaktır şu fotoğrafı görünce. 😋


Ben kendi zevkime epey yakın bulduğum için ilgisini çekebilecekler için paylaşmakta yarar gördüm.

Bence bir göz gezdirmekte fayda var.

Detaylı bilgi için takip etmek isteyenlere de linkleri paylaşıyorum.









Bu aralar dekorasyonda öne çıkan bazı trendlerin el işçiliği içermesi beni çok mutlu ediyor, zira el işiyle uğraşmayı çok seviyorum. Hele ki, uzun kış akşamlarında evde zaman geçirmek için çok ideal bir aktivite bence. 

Üstelik bütçe olarak daha uygun hale getirebiliyor ve tam olarak nasıl bir şey istiyorsan ona sahip olabiliyorsun. 😆

Bu akımlardan asıl bahsetmek istediğim olan DIY project'i paylaşıyorum. Zira, yurt dışında başlayan bu akım ülkemize de girdi yavaştan. 

Ortama daha çok etnik hava katsa da, malzemenin türlerini çeşitlendirerek daha elegan dokunuşlarla kendi tarzınıza da oluşturabilirsiniz. Benim ilk denememi de en altta örnek olsun diye, akıma öncü olmak isterseniz  diye birkaç model paylaşıyorum.













Bu da benim minik denemem. 😁




Geçtiğimiz günlerde çok faydalı olabileceğini düşündüğüm bir mail aldım.

Ücretsiz eğitim ve sertifika alabileceğimiz bir MEB kurumu olduğunu söylüyorduKamuya açık olarak sundukları ücretsiz eğitimleri sizlere duyurmam için ulaşmışlar. 

İçerik olarak her ne kadar mutluluk verici olsa da, sizlere duyurmadan önce biraz araştırma yapmak istedim. 

İstanbul İşletme Enstitüsü. (Tık Tık)

Belki sizlerden duyan olmuştur. Zira, birçok forum sitesinde (ekşi dahil), oldukça olumlu dönüşler okudum. 

Daha sonra online eğitimlerden birine gözlemlemek amaçlı katıldım. Blog yazma ile ilgili  bir online eğitim için kayıt yaptırdım.

3 günlük bir eğitimmiş ve canlı online ders olarak veriliyormuş.

Kayıt yaptırdıktan sonra, açıkçası yoğunluğuma rağmen, unutmamam için yaptıkları online hatırlatmalar ve kaçırılan dersler için yaptıkları tekrar dersleri ve hatta sonrasında sınava girmem için çıktıkları duyurular ve açıklamalar, yaptıkları işin ciddiyetini ve kalitesini gösterdi.

Maalesef yalnızca bir tekrar dersine katılacak fırsatım oldu ancak içerik olarak ve anlatım dili olarak hocayı oldukça "akademik" buldum. Üstelik konu bahsettiğim gibi "blog yazma" üzerineydi.

İşin daha da güzel yanı, eğitim sonunda başarılı olduğunuz taktirde size ücretsiz doğrulanmış sertifika veriyorlar ve dijital belgeyi koduyla sistemden sorgulanabilir olarak onaylanmış bir sertifika elde etmiş oluyorsunuz. Eğer resmi yazılı bir belge isterseniz de 68 TL ile ona da sahip olabilme şansınız var. 


Kendilerini "Biz ücretsiz eğitimi hedef belirlemiş gönüllü bir platformuz. Yaptığımız ücretsiz eğitimlerle milyonlarca insana ulaştık ve ülkemizin eğitim seviyesini arttırmak için çaba sarf ediyoruz. Sosyal sorumluluk projeleriyle adımızdan sıkça bahsettirdik. 188 bin insana işaret dili öğreterek işitme engelli vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalıştık." olarak anlatıyorlar ve buna örnek anlattıkları açıklama ile postun devamını İstanbul İşletme Enstitüsü'ne bırakıyorum. 

Bence siz de en azından eğitimlere bir göz gezdirin. Milenyum çağında, teknolojiyi ve online platformları bu kadar aktif kullanmaya başladığımız bu zamanda, edinilmiş bilgilere ulaşmak, eğitim seviyemizi artırmak ve kolumuza takabileceğimiz altın bilezikleri artırmak artık çok daha kolay.

Kıymetini bilebilmemiz adına...

Dilsiz Bir Dil Öğrenmek İşaret Dili Nedir?
             İşaret dili en basit olarak tüm beden, mimikler ve eller kullanılarak oluşturulmuş bir dildir. İşitme veya konuşma engelliler arasında iletişim kurabilmek adına oluşturulmuş olan bir dildir. İşaret dili bilinenin aksine evrensel bir dil değildir. Nasıl ki her ülkenin dili farklıysa hatta ülke içinde bile lehçe, şive farklılıkları var ise işaret dili söz konusu olduğunda da durum böyledir. Günümüzde Türkçenin dil bilgisi yapısı ve Türk İşaret Dilleri birbirinden farklı dillerdir. İşaret dilinin ülkemizdeki kullanımının Osmanlıya dayandığı söylenilir. Ancak görsel bir dil olan işaret dili için eskiden yazılmış bir yazılı kaynak bulunamadığı için bu konuda net bir bilgi de yok.

             İşaret dili konusunda bir diğer yanlış ise işaret dilinin parmaklarla harflerin benzeri yapılarak kurulan iletişim şekli olduğudur. Bu metoda parmakla heceleme denir. Parmakla heceleme işaret dilinin sadece küçük bir kısmını oluşturur. İşaret dilinde sözcükler, deyimler, düşünceler el ve yüz hareketleri ile ifade edilir. İşaret dili sadece el ve kol hareketleri ile değil aynı zamanda mimikler ve beden hareketleri ile de desteklenir. Toplumda işaret dili eğitimi ve işaret dili kursu sayısı arttıkça bu yanlış bilgiler de ortadan kalkacaktır.

 İşaret Dili Neden Gereklidir?
             Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre dünya nüfusunun yüzde onunu engelli bireyler oluşturmaktadır. Ülkemizde de nüfusun yüzde on ikisini engelli bireyler oluşturmaktadır. Ve ülkemizde 89 bin kişi konuşma engelli. Kısacası gerek ülkemizde gerekse dünyada olsun engelli bireylerin sayısı azımsanacak gibi değil. İşaret dili eğitimi önemi de tam burada karşımıza çıkıyor. Engelli bireyler bu engeli aşmak için işaret dili öğreniyor, dudak okumaya çalışıyor gerek tedaviler gerek iletişim kurmadaki uğraş hep tek taraflı.

             Neden işitme engeli bulunmayan bir insan ortadaki bu iletişim engelini aşmak için işaret dili öğrenmiyor? Neden iki taraflı bir çaba ve mücadele söz konusu değil? Hayata bir engel ile bir yük ile başlamak kolay değil ve bu yükü tek başına kaldırmak da. Ancak toplum bu konuda bilinçlenir işaret dili kursu sayısında, işaret dili eğitimi almış insan sayısında artış yaşanırsa bu yükü hep birlikte kaldırabiliriz. Böylece kimse tonlarca yük altında ezilip kalmaz.

 İşaret Dili Kursu
             İstanbul İşletme Enstitüsü’nün bir çok ücretsiz eğitiminin içinde İşaret Dili Eğitimi de var.
Aşağıdaki linkten Enstitüyü inceleyebilir, eğitimlere katılabilirsiniz.
https://www.iienstitu.com 


Doha'ya gitmek, beni Sri Lanka'dan daha çok heyecanlandırıyordu enteresan bir şekilde. Özellikle Islami Sanat Müzesi.'ni görme isteğim tavandı.

Sri Lanka güzergahının Doha aktarmalı olması bu bağlamda benim için kaçırılmaz bir fırsat oldu. Böylelikle, dönüş yolunu "18 saat aktarmalı" seçerek bir geceyi de Doha'da geçirebilecektik.  Zaten 4 saat üzeri aktarmalar için havaalanından kalkış-inişli şehir turları yapılıyormuş. Fiyat olarak da uygun sayılabilecek bir ücret okumuştum ancak son fiyatları bilemiyorum. Ben seyahatleri kendim planlamayı ve özgürce keşfedebilmeyi daha çok sevdiğim için bu şekilde bir çözüm harika oldu.




Doha'ya indikten sonra havaalanından çıkış ve otele varışımız epey geç saati bulduğu için yeni kurulan "gökdelen adası"nın gece halini yalnızca taksiden görebildiysem de, gündüz 50+ sıcaklıkta arşınlayarak doya doya (!) görebildim. 









Öncelikle genel bir uyarı giriyorum: Şehir çok sıcak! Ama çok! İzmir'de büyümüş, Akdeniz sıcağını görmüş biri olarak bildiriyorum, şehir gerçekten sıcak!

Gündüz dışarıda tek yürüyen olduğumuz gerçeği de sanırım bu durumun ispatı. Yani "otel şehre yakın ve her yer yürüme mesafesi" diyerek plan yaptıysanız benim gibi ve mevsim yazsa, haberiniz olsun. Yürümek için fazla sıcak! Yanınızda bol bol buzlu suyunuz, başınızda şapkanız, hatta şemsiyeniz en azından olsun. Sonra bizim gibi kavrulmayın. Ayrıca karşıdan karşıya geçmek neredeyse imkansız. Kırmızı ışık asla yanmıyor?! Acaba gündüzleri kimse yaya olarak dolaşmadığı için farklı bir uygulama mı var bilmiyorum. Bu yüzden de yürüyeceğiniz mesafe yakın olsa da siz dakikalarca yolun karşısına geçmek için beklemek zorunda kalabilirsiniz!




Havaalanından şehir oldukça yakın ancak toplu taşıma olmadığı için taksicilerin insiyatifiyle baş başa kalıyorsunuz. Şoförler taksimetre çalıştırsa da, gece tarifesi taban ücreti yüksekten açtığı için yaklaşık 10 riyal fazla ödemiş olabiliyorsunuz. Sanırım biz şehir merkezi sayılabilecek bir noktaya ulaşım için 50 riyal civarı verdik. En azından araçlar lüks ve gece dahi sıcak olan bir şehirde klimalı olması rahatlatıcı.


Bu arada bizim taksi şoförü bahsettiğim lokasyonu anlamadığı için bize küçük bir şehir turu attırarak yolu uzatmış oldu ancak onun hatası olduğu için ücreti ona göre alarak sorun çıkarmadı. Özellikle yurt dışlarında hakkınızı tatlı dille ama net bir şekilde koruyabilmeniz gerekiyor. Bu özellikle turist olmanın en temel şartı. Birkaç konu daha yaşadığımız için öğrenilmiş ders olarak söylemek isterim.



Bu arada öncelikle Katar Havalimanından bahsetmem gerekir. 5 yıldızlı Hamad Uluslararası Havalimanı, birçok ödül almış ve 17. Atletizm Dünya Şampiyonası (2019), 2022 FIFA Dünya Kupası ve FINA Dünya Yüzme Şampiyonaları’na (2023) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyormuş.

Bunun yanı sıra, İslami Sanat Müzesi'nin mimarı bu hava limanı için de birçok tasarım yapmış. En ünlüsü de şu merkezde oturan dev ayıcıkmış. Bunun dışında havalimanı içerisinde küçük oyun parkları gibi başka tasarımlar da yapmış.





Şehrin parayı kullanış şekli aslında biraz hoşuma gitti. Sadece lüks binalar dikelim, para yapsın dememişler. Altını kültürel doldurmaya çalışmışlar bence. Yani ben orayı lüksü görmeye değil, mimari açıdan incelemek adına gitmek istedim örneğin.

Şimdi bu noktalara geçiyorum kısa kısa.



Kornis Sahili

Ülkemizde çoğu sahil şehrinde görebildiğimiz Kornis üzerinde sıcağa dayanabildiğiniz kadarıyla yürüyerek o cam göbeği eşsiz denizin mavisini ve karşıdan izleyebildiğiniz yeni şehir silüetini gözlemleyebilirsiniz. 



İslam Eserleri Müzesi

Müzenin içinde sergilenen değerler kadar müzenin kendisinin sergilenebilecek bir nitelikte olması değerli ve ilgiyi arttıran bir özellik. Ankara'daki CerModern, İstanbul'daki İstanbul Modern, Paris'teki Louvre Müzesi ve önündeki Cam Piramit ilk aklıma gelen örnekler. İslam Eserleri Müzesi de aynı şekilde yapı olarak ön planda olmayı başarmış. Mimarı da Cam Piramit'in mimarı ile aynı kişi: Leoh Ming Pei. Belki de ülkeye gitmemin en büyük sebebi, bu turkuvaz mavi suya bu dev pencereden bakma isteğiydi.





Zaten Pei de, bu yapının ihtişamı bozulmasın, çevresinde başka yapılar inşa edilerek niteliğini gölgelemesin diye asıl karar verilen yerinden vazgeçerek bu yapay adaya inşa etme kararı almış. Müzeler için en önemsediğim kriterlerden biri de, içerisinde sergilenen eserlerin oryantasyonunun iyi yapılabilmesi. Müzenin planı bu akış için oldukça uygundu. İlk katın ilk kapısından girdikten sonra son katın son kapısından çıkacak şekilde tüm akışa dahil olabiliyorsunuz. Sergilenen eserler ise tüm dünya üzerinden izler taşımakta. Osmanlı'dan kalan oda da oldukça ihtişamlıydı.
















Souq Wakif

Geniş bir meydanın ortasından başlayan otantik bir çarşı zinciri olan Souq Wakif, ülkemizde de benzerlerini barındırmakta. İzmir Kızlarağası Hanı, İstanbul Kapalı Çarşı ya da Mısır Çarşısı, hem mimari hem de pazar olarak benzer nitelikte. Burada Katar'ın önemli turistik eşyalarından olan otantik kumaş ve kaşmir şallardan ve envai çeşit ama pahalı olan hurmalarından bulabilirsiniz.







İçimde Kalanlar

Yemek

Gece geç saatte varıp, gündüz erken saatlerde ülkeden ayrıldığımız için yemek konusuna ayıracak uzunca bir vaktimiz olamadı. Bu yüzden de ne yazık ki asıl yerinde denemek istediğim humusu yiyemeden döndüm. Eve geldikten sonra 3 gün humus pişirdim yedim o yüzden!

Çöl Safari

Şehre görece yakın mevkide yapılabilen çöl safariye katılamamak biraz üzdü açıkçası. Lastiği indirilen dev otobüslerle yapılan turları merak ediyordum ama başka bir zamana kaldı.

Deniz

OF bu konuya tekrar girme gereği duyuyorum. Böyle güzel bir turkuvaz yok! Hele ki o kasıp kavuran sıcakta, susuzluk tavan yapmışken o cam gibi suyu görünce öyle bir içiniz gidiyor ki anlatamam.

Şehir merkezinde görülenin yanı sıra, şehrin 60km dışında, Katar'ın en etkileyici doğa harikalarından biri olan Khor Al Adaid (İç deniz) sanırım ülkeden ayrılırken uçaktan gördüğüm yer. Böyle bir turkuvaz, böyle bir dibi kum deniz yok! Uçaktan bile suyun dibini görebiliyordum. Ancak aynı zamanda fark yarattığı nokta olan denizin çölün kalbine kadar ilerlediği dünyadaki ender doğa harikalarından biri olması sebebiyle ve de genel olarak ülkede kadınların denize girmesinin yasak olmasından dolayı o güzelimmmm sahiller bomboş ve kimsesizdi.  





Kısa bir Doha turuna sığdırabildiklerimiz bunlar oldu. Bunlar haricinde birkaç suni ada, yapı gezisi  ve şahin seyri de yapılabilecek aktiviteler arasında. Ben kendi en merak ettiklerimi bu şekilde sığdırabildim. Bu küçük tur size de ilham olur diye umuyorum. Özellikle aktarma uçuşunuz varsa aklınızda olsun.





More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı