El işi meraklıları için Pinterest'ten öğrendiğim ve ben yaptığımı paylaşana kadar ülkemizde de yayılmaya başlayan bir DIY Projesi var bu postta.


Malzemeler çok basit. Yapması da bir hayli kolay. Aslında haksızlık etmeyeyim. Prosedür kolay ama sonlara doğru biraz uğraştırabilir.

Şu postumu hatırlayanlar vardır: Makromede Yeni Boyut @DIY

Bahsedeceğim de bir başka alternatifi. Bu figürü anahtarlık, pano, takı, aksesuar gibi birçok ebat ve renkte yapan var.


Ben düz krem renkli olarak yaptım.

Şimdi adım adım anlatıyorum. Hazırsak başlayalım. 😜

Malzemeler:

İp 
Makas
Fırça (At kılı şeklinde sık olmalı)
Sabitleyici Sprey (Ben saç spreyi kullandım 💁)

Hazırlanışı:

1. Önce omurgayı belirleyecek boyutta ipin boyunu belirliyoruz. Toplam boyu ikiye katlayacağımızı göz önünde bulundurarak keselim.

2. Şimdi bu omurga üzerine el ile öreceğimiz ipleri aynı mantıkta keselim ve fotoğraftaki şekilde ve sırayla ana ipe bağlayalım. 
Not: boyutlarını ben göz kararı aşağı doğru kısalacak şekilde kestim. Zaten tümünü tamamladıktan sonra makasla istediğimiz forma dönüştürebiliyoruz. Çok milimetrik olmasına gerek yok.


3. Tamamı bittikten sonra makas ile istediğimiz formu verelim. Yaprak formu bence ideal.



4. Şimdi tüm ipleri açalım ve at kılı fırça yardımı ile tarayalım. Ben önce el ile tek tek açtım daha sonra da fotoğraftaki gibi benzer bir saç fırçası ile istediğim forma girene dek taradım.


5. Şimdi sprey ile sabitleyebiliriz. Çok fazla sprey kullanmamak ve üst kısımların daha dik durması için arkadan bir kağıt yapıştırarak sabitledim. Bence bu şekilde formu daha düzgün durdu.



ve ta taa:



Son zamanlarda beni ilk kez bir kültür-sanat haberi bu kadar heyecanlandırdı.
Bir yarışma haberi aslında.

Yarışmanın varlığından öncesinde en çok da yarışmanın tasarımı içimi kıpır kıpır etti.
Yarışmanın adı: "Louvre'da Bir Gece Kazanın" (Daha önceki Louvre yazım için Tık Tık)

1989 yılında Çinli mimar Ieoh Ming Pei tarafından inşa edilen Piramit'in bu yıl 30. yılı şerefine geçtiğimiz günlerde bildiğiniz gibi bir sokak sanatı enstalasyonuyla piramidin etrafını çevreleyen optik illüzyon ile piramidin beyaz kayaların arasında kalmış şekilde bir görüntü yaratıldı.

Bu sefer de Louvre Müzesi Airbnb ile bir işbirliği yaparak bu ikonik piramidin 30. yılı şerefine müzede çok aşırı heyecan verici bir deneyim sunmaya karar vermiş.

Yarışmanın sloganıyla spoiler'ı veriyorum: "Louvre'da Bir Gece Kazanın!"



Yarışmanın kazananı, misafir edeceği bir kişi ile birlikte bu piramidin altında uyuma şansı yakalayacak.

Gece müze ziyarete kapandıktan sonra, VIP rehber ile şöyle bir program vaad ediliyor. Bu arada bu deneyimi daha önce VIP kişiler yaşamış. Halka ilk kez arz ediliyor yani anlayacağımız. =)

Yarışma içeriğindeki öne çıkan birkaç detayı daha paylaşmak istiyorum ki benim gibi kafayı yiyecek insanlarla şu hislerimi paylaşabileyim! 
  • Mona Lisa ile İçki



  • Venüs'le akşam yemeği

  • Napoleon's'dan gelen sesler

  • Piramidin altında yatıya kalma


Düşüncesi bile beni büyüledi.

Yarışmaya da başvurumu yaptım. Vizemin henüz olmadığı gerçeğini görmezden gelerek.

Başvurmak isteyen olursa linki şuraya bırakıyorum insanlık namına:  










Eğer siz de tam bir pırlanta beştaş yüzük tutkunuysanız, yollarımızın kesişmesi çok iyi oldu! Çünkü derinlemesine bir araştırma yaptık ve sonuçlarını bu içerikte sizlerle paylaşacağız. Moda, trendler, fiyatlar, indirim fırsatları ve çok daha fazlasını içeren pırlanta beştaş dosyamızı açıyoruz. Hazır mısınız? 

Trendlerden Başlayalım… 

2019 pırlanta beştaş yüzük modelleri ciddi bir değişim geçirdi. Trendler klasik vintage tasarımları işaret ediyor. Modernize edilmiş formları gerçekten görülmeye değer. Vintage pırlanta beştaş yüzüklere hemen göz atmanız lazım. Sizi çok heyecanlandıracak bu tasarımlar Altınbaş web adresinde görücüye çıktı! Kalın bantlı tasarımlar koleksiyonlarda daha fazla yer buluyor. 

Moda Rüzgarı Sert Esiyor!

Aksesuar modasına yön veren moda rüzgarı bu defa baget kesim modellere ivme kazandırdı. Beştaş ve baget kesim, ortaya çıkan ışıltıyı ve görsel şöleni düşünebiliyor musunuz? Işıltıya karşı koyamayanlar için baget beştaş yüzük modelleri en ideal seçenek oldu. Alternatif mi arıyorsunuz? O halde kraliçe tacı görünümü sunan beştaş yüzüklere yönelin. Karat, kesim, berraklık, renk konusunda beklentinize uygun modelleri hemen bulacaksınız. 

Fiyatlar Arttı mı?

Henüz değil ancak yakın zamanda bir artış bekleniyor. Bir diğer deyişle, şayet bütçeniz varsa alışveriş için son kulvardasınız. Yaz dönemiyle birlikte fiyatlar artabilir ve haliyle bütçeniz istediğiniz model için yetersiz kalabilir. Sevgili beştaş tutkunları, alışveriş çanları çalıyor! Zamlı fiyatlardan önce beştaşınızı alın, kazançlı çıkın. 



İndirim Yok mu? 
Fiyatların artmasına kısa bir süre kala indirim olması pek alışılmış bir şey değil, haklısınız. Ancak size bir müjdemiz var. Araştırmamız esnasında Altınbaş web adresinde pırlanta beştaş yüzüklerin yüksek oranda indirime girdiğini fark ettik. Öyle % 5’lik, % 10’luk indirimden söz etmiyoruz. İndirim oranı % 51’e çıkan modeller bile var. İnanmıyor musunuz? O halde buraya tıklayın, kendi gözlerinizle görün!

Hangisini Seçsem?
Önerimiz baget beştaş yüzük modelleri arasından tercih yapmanızdır. Ancak baget tasarımı abartılı bulanlar da var. Eğer onlardan biriyseniz taşların ayrı olarak değil, yan yana temas edecek şekilde sıralandığı bir modeli tercih edin. Diğerlerinden çok daha zarif göründükleri aşikar. Model seçeneklerine Altınbaş web adresinden göz atın. Bu sayede indirim fırsatından faydalanma şansınız da olur. 



Kızılcahamam denildiğinde ya kaplıca gelir ya da orman içinde piknik alanı.

Bu yüzden de, nedense hep oraya gitmek için ya otel rezarvasyonuna ihtiyacımız olduğunu düşünürdüm ya da piknik yapmak için uygun havanın ki ormanlık alanda yeterli kalabalık sağlanmış olsun.



Meğer bu ikisine de ihtiyaç yokmuş.

Zaten gitmiş görmüş kişiler için anlatmaya gerek yok ancak henüz gitmemiş ve benim gibi düşünen kişiler varsa bence yararlı olacaktır.

Zira, kış aylarında soğuk bir hafta sonu, "hadi piknik yapalım" demek için çok anlamlı bir rotaymış.

Neden?

Çünkü;

1. Ankara'dan günübirlik gitmek için oldukça yakın bir rota. Yaklaşık 80 km.




2. Kızılcahamam'da piknik denilen adres olan "Soğuksu Milli Parkı" neredeyse "şehir merkezinde" imiş. Hatta termal oteller de bu alanın içlerinde yol kenarlarında konumlanmaktalarmış.



3. Güvenlik görevlileri piknik alanı içinde aktif görev almakta. Bunu söyleme sebebim, siyah camlı arabalarla içki içen insanlar beklerken, sıcak aile ortamı buldum. Bence ülkemiz için şu zamanlarda önemli bir bilgilendirme diye düşünüyorum.






4. Minik bir "turistik" denilebilecek çarşısı ve meyve sebze hali bulunmakta. Uzun sayılabilecek bir caddenin bir ucu şehrin girişine çıkarken, bir diğer ucunda heybetli Soğuk Su Milli Parkı'nın bulunduğu çam ormanları güzel bir ambians yaratmakta.





Bu çarşıda ilçenin meşhur bazlamalarından ve eriştelerinden hediyelik ya da eviniz için bol bol alabilirsiniz.

Ben pancarlı, ıspanaklı gibi alternatiflerinden denemek için aldım.




Piknik alanının parkın girişinden yol boyunca başlaması ve hemen yolun kenarından akan ufak bir derenin olması, yukarılara kadar tırmanmanıza gerek bırakmıyor. Fotoğraflarda gördüğümüz göl için yolu biraz araçla tırmanmak gerekiyormuş ancak kış aylarında kar ve buzlanma dolayısıyla gidemediğinizde bahsettiğim alanlar oldukça cazip oluyor.

Şehrin kaosundan ve egzozundan bunalmışsanız, bu dev çam ağaçlarından gelen bol oksijene minnet duyacaksınız.



İlçenin yakınlarında gezilecek başka alanlar da bulunmakta ancak biz bir dahaki sefere bıraktık. Bu arada internette kış aylarında tekinlik vb durumlardan önerilmediğine dair bir yazı okumuştum.

Eğer daha uzun günlerde sizin gidecek vaktiniz olursa şu adresleri not edebilirsiniz:

Alicin Manastırı, Abacı Peribacaları, Başköy Kalesi, Mahkeme Ağacin Köyü.



Özellikle Ankara ve civarında yaşayanlar için ideal "Şehirden Kaçış" rotasyonlarından olan ve bir süredir niyetimde olan Amasra'ya nihayet gidebildim.



Bir Egeli'ye göre Karadeniz'in denizini daha hırçın ve daha "manzara" niyetiyle görüyor olsam da, iyot kokusu ve engin mavilik harika geliyor.

Kışı karşılarken, mevsim hala sonbaharken gittiğimizde algım böyle oldu.

Yine de yazın dahil mavi fonu ile hafta sonu için Bartın'da ideal bir sahil kasabası.

Özellikle günü keyfiyle batırma niyetindeysen, çok doğru bir adres burası. Bu yüzden de yarım saatte bir uçtan diğer uca yürüyerek tamamlayabileceğiniz bir kıyı kasabası olsa da, keyfini sürmek için birkaç güne ihtiyaç duyabilirsiniz.

Hafta sonu kaçışı içinse zamanın yeterli olacağı bir rota.

Görülmesi önerilen alanlar için kısa kısa giriyorum:



Amasra Kalesi

Beldenin en merkezi turizm noktası aslında "kale" olduğu için Amasra Kalesi'ni zaten gezmiş görmüş olacaksınız diye düşünüyorum.

İlk olarak Bizans döneminde inşa edilmiş kale sonraki dönemlerde Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından da kullanılmış. Amasra Kalesi iki bölümden oluşuyor.  Bu ana kütleden birisi eski zamanlarda ada olan ve Kemere denilen bir köprü ile Amasra’ya bağlanan Boztepe’deki Sormagir Kalesi, diğeri Amasra’daki Zindan kalesi denen bölüm imiş. 

Kalenin içinde bol bol yerleşik betonarme hayatların olması konusunu atlayarak devam ediyorum.










Ağlayan Ağaç

Kemere Köprüsü'nü geçtikten sonra buruna doğru ilerlediğinizde yanında büfe bulunan ağaç.

Denizden aldığı nemi yılda birkaç kez yapraklarından damlattığı için bu adı almış ancak işletmenin söylediğine göre küresel iklim değişikliklerinden dolayı artık kurumuş ve bu özelliğini göstermiyormuş.



Denize karşı, sert rüzgar alan bu tepede çayınızı, kahvenizi içebilirsiniz. Normal bir çay işletmesine nazaran fiyatların biraz daha turistik olduğunu hatırlatayım. 





Galla Pazarı (Kadınlar Pazarı) 

Her salı ve cuma günleri açıkmış. Biz cuma gittiğimiz için görebilmiş olduk. Daha çok yiyecek üzerine kurulmuş, lokal bir belde pazarı tadında, meydanın hemen yanında bulunan pazar.

Pazarın iç fotoğrafını çekmemişim. -Temsili- olsun. 😀



Çekiciler Çarşısı

Turistik eşya alışverişine çıkmak isterseniz, çok uzun sayılmayan dükkanların bulunduğu bu çarşıyı turlayabilirsiniz.



Liman

Turistik silüetin arka tarafında bir koy daha bulunuyor. Liman olarak uzayan bölüm boyunca da kafeler ve restoranlar bulabilirsiniz.






Şehir Parkı (Barış Akarsu Parkı)

Beldeyi gezerken içinizde inceden bir sızı hakim olacaktır. Bunu size daha net hatırlatacak yer de beldenin tam merkezinde, denizle meydan arasında konumlanan şehir parkı ve denize doğru bakan Barış Akarsu heykeli. 


Turistik bir durum yaratmasa da, beldeyi (bence) halka tanıtan önemli isimlerden olması dolayısıyla ona olan minnet noktası yaratılmış diye umuyorum.

Parkın başında yer alan aile çay bahçeleri halkla turizmi birleştiren, aynı zamanda pahalı rant potansiyeli olmayan salaş bir yer olarak kalması keyifli olmuş. Özellikle akşamları dalga seslerine karşı çayınız içinizi iki kez ısıtacak.






Amasra Müzesi

Eskiden bahriye okulu olan, merkezde ve koyun hemen başında konumlanan taş bir binada ziyarete açık olan müzede ilçenin 3000 yıllık tarihinden izler görebilmektesiniz. 

Müze 2 adet arkeolojik 2 adet  etnografik olmak üzere toplam 4 sergi salonu bulunuyor. Bu salonlarda Helenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunuyorken, bahçesinde de yakın tarihten eserler bulabilirsiniz.

6 TL'ye haftanın her günü 08:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık.







Yemek ve Konaklama

Eğer deniz özlemi çekiyor ve burası için az zaman ayırmışsanız, "gördüğümüz kar" diyerek koya sıfır oteller ve restoranları tercih edebilirsiniz. Biz her ikisini de yaptık.




Şehirden özellikle gün batımını yakalamadan dönmemenizi öneririm. Yemeğinize eşsiz bir fon katacaktır.



Yemek olarak da, buraya gelmişken meşhur Karadeniz Hamsisi ve Amasra Salatası'nı yemeden dönmeyin.









Sevgiler!


More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı