aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hani "huzur" diyorum ya sürekli blogda, orada, burada...
Huzur olsun hayatımızda...

Beklentilerimizi kararlamışızdır yollar ve yıllar boyunca...

Ne etlisindeyizdir, ne de sütlüsünde...
Egomuzla uzlaşmışızdır bir nebze, kendimizle tanıştığımız ölçüde...
O yüzdendir takılmamız kendi halimizde.
Mütevazılıktan çıkarak dev aynasından yansımayı da bildiysek, tek derdimiz "had bildirme!"

Hayatın tadındayızdır, ne fazlasında, ne de eksiğinde...
Keyfindeyizdir işte bir şekilde.

Kendi başarılarımızdadır aklımız.
Kendimizi aşmanın kaygısındayızdır...
Başkalarını hiiç önemsememelerimiz de hep bundandır.
Herkesin kaygısı kendi kulvarı olmalıdır.
Eğer ki, yine hadsizlikler çıkmışsa ortaya, tek yaptığımız yolu açmaktır. ;)

Herkesi sevmek zorunda olmadığımızı kavradığımız zaman gerçekten sevdiklerimiz aşikarlaşır.
Kimseye kendimizi sevdirmek için uğraşmadığımızda en çok değer görme sebeplerimiz saygı ve görgü kurallarımizdandır.

Sevmek de bu yüzden artık saf ve katıksızdır.
Huzurla yoğrulmak, mutluluğu arttırmak için var olmalıdır.
İnsanlara yalnızca sevdiğimiz için, yalnızca istediğimiz için sarılmalıyızdır.

İhtiyacımız olduğu için değil, diğer yarımızı tamamladığı için yaslanmalıyızdır.

Sevgililer Günü de sırf bu yüzden kutlanmalı, içeriği sırf bu yüzden anlamlandırılmalıdır.

Zira, sevmişsek, bu kutlanmaya değer olmalıdır...



Sevmenin de bir sanat olduğu iddiasındayım.
Öyle herkes sevemez çünkü..
Beceremez sevmesini..
Bilemez ustalıklarını, inceliklerini, adabını, hüviyetini...
Hakkını veremeyenlere yasaklansa keşke o yüzden kullanmak o kelimeyi.

Kimisi sevdiğini sanır, inandıracağını sanır karşısındakini..
Kendisini bile ikna edememiştir samimiyetine halbuki..

Kimisi köprüyü geçmenin gerektirdikleriyle bürür çehresini,
"Sevdim" diye de teselli eder sonra yüreğini...

Kimisi karşısındakinden karşılık bekler sevdiğini söylerken,
Sevilmek şartıyla sevmenin yalan olduğunu bilmediğinden...

Sevginin sadece insanlar için kullanılmayacağını ihmal eder kimisi de,
"Yaşama sevgisinden bi' haber yaşayarak vakit öldürdüğünden...

Sevmeyi "sevdirilmek" olarak algılayanlar var bir de...
Kendi hislerinin sevmesi için yeterli olmadığını düşündüklerinden...

Bu yüzden her fırsatta kutlanmalı,
Hakkını verenler tarafından incelikle işlenmeli sevgi...
Her ayında tekrar edilmeli.
Dolu dolu;
"Seni seviyorum" demeli...

Şehir dediğin, sahiplenmeli sevgilileri de.

Yalnızca istihdamı düşünmemeli, ulaşımın kolaylığı ile yetinmemeli, güvenlik sağlandığında konu bitmemeli...

Kent dediğin insanların aynı zamanda ruhunu beslemeli.

Her dışarı çıktığında yeni yerler keşfedebilmeli, kendini her seferinde daha da sevdirmeli...

Sevenlere de sahip çıkmalı bu sebeple.

Sevgisini paylaşmak isteyen sevenleri barındırabilmeli içinde özgürce.

Sermeli önünüze manzaraları örneğin eşsizce.

İçeceğiniz iki kadeh şaraba fonda müzik oluşturmalı sessizce.

Yürümeye karar verdiğinizde, size boylu boyunca eşlik edecek yollar sunmalı..

Siz mutluyken karşınızdan gelen diğer insanların enerjisinden çalarak sizi de yıpratmamalı...

Hava kapalı olduğunda evlerde kalmanıza alternatif mekanlar sunmalı..

Belki de doğası en çok o zamanlar ışıldamalı...

Birlikte uzaklara gitmenin hayali içerisinde şimdiki zamanı harcatmamalı.

Zaten sevdiğiniz yerde sevdiğinizle olduğunuzdan, keyfinize yalnızca keyif katmalı.

Mutluluğunuza ortak olmalı.

Mutluluğunuza saf mutluluk katmalı.








Yine bir hafta sonu ve biz yollardayız!

Madem şehirde mevsim hala sevgilimizle gezmemize karşı havalarda, biz de gider başka yer buluruz...

Zira, "Roma'da aşk başka!" ;)


Yazı için tık tık!



TheStyle Logo

Daha önce hem severek takip ettiğim, hem de yazarları arasında yer aldığım gezi, moda, kültür, etkinlik ve daha birçok konu ile ilgili haber ve yazıların yer aldığı "Bugün Ne Yapsam?.co" sitesi şimdi yeniden bizlerle!

Yüksek enerjisi, keyifli yazıları ve kaçırılmayacak etkinlik haberleri ile dopdolu ve dinamik sitede ben de daha önce paylaşmış olduğum 'Şehir versus Sevgili' yazımla yeniden aralarına döndüm.

Kaçırmış olanlar, tekrar okumak isteyenler ve bir şehir plancısının şehirleri nasıl takıntı haline getirdiğini görmek isteyenler için buyurarak buradan tıklayabilirsiniz. =)

G4
Yaşadığın şehir de sevgili gibi olmalı.. Heyecan duymalısın onu düşündükçe ... İçin içine sığmamalı, kalbin çarpmalı her aklına geldiğinde..

Keşfedecek o kadar çok özelliği olmalı ki, her gün bir yenisini keşfetmek istemelisin.. Sürekli planlar yapmalısın onunla.. Farklı aktiviteleri, farklı ortamları onunla yaşamak istemelisin. Hafta sonu organizasyonlarını içinde o da olacağı için iple çekmelisin! 

Mevsimine göre değişen ruh halini benimsemelisin... Aşık olmak istediğin, 'güneş gibi sıcacık mı?', 'hep yağmurlu içine mi kapanık?', yoksa 'sert fırtınalar mı estirir?'; tanımlamalısın... Aşık olduğun için her halini kabul etmelisin, ama en çok aşık olduğun özelliği baskın olduğu için Tanrı'ya şükretmelisin.
Hıdrellez gününe aşk dolu enerjiler versin, aşkı hep kalbimizi hissederek yaşayalım diye...!


Aşk dolu günler,
Tüm güzel dileklerimizin gerçek olacağı eğlenceli şenlikler!! =)

Gökçen Gökyer



Derginin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. ;)


Her ne kadar kargaşası bana Türkiye'yi hatırlatmış olsa da, romantik şehir Roma, ya da İtalya bütünüyle belki de -tıpkı insanları gibi- ... Venedik başlı başına bir masal diyarı gelmişti bana mesela... O yüzden orası da ayrı bir başlık altında olmayı hak ediyor diye düşünüyorum...
Aslında Roma'yı tarihi, Vatikan'ı, antik kentiyle açıklamam gerek önce, ama Roma dediğim anda gözümün önünde beliren ilk sahneler hep tek bir konu etrafında dönüyor: Romantizm... 
O yüzden ilk olarak bu romantik dokunuşları listelemek istedim Roma'ya dair ki, sonrasında diğer kültürel değerlerine de değinebileyim... =))

1. Aşk Çeşmesi / Fontana Di Trevi
Filmlere konu olmuş, yapıldığı zamandan bu yana farklı imparatorlar tarafından restore edilmiş ve son halini 1998 yılındaki yenileme ile almış çeşme... Gittiğinizde yapmayı ihmal etmemeniz gereken, arkanızı dönüp dileğinizi dileyerek suya bozuk para atmanız. Bir de çeşmenin yan tarafında bulunan içilebilir küçük bir çeşme bulunmakta -ki ordan su içmek de dileğiniz için bir artı... =) 
Öyle bir çeşmeyi daha geniş bir meydanda aramadı değil gözlerim aslında, ama o dar sokakları geçip karşıma bu masmavi su çıkınca, düşündüklerimi unuttum ne yalan söyleyeyim... Hele ki akşam üzeri aydınlatılmaya başlanmış ve turistler azalmışsa, bir mola vermeye değer...




2. İspanyol Merdivenleri
Merdivenleri bir hafta önceki çiçekli dekoru toplanmış halde görünce, 'bu muymuş?' demiştim ilk. Ama sonrasında merdivenlere kurulup aşağısında yer alan havuzlu meydanı seyredince ve başka bir günün akşamüzeri, hava ılınmışken bu keyfi tekrarlayınca, fikrim değişti. Huzurlu, insanları kaynaştıran bir atmosferi var orasının da, tıpkı Floransa'daki Michelangelo Tepesi'ndeki seyir merdivenleri gibi...






3. Trastevere
Burası bana Alaçatı'yı hatırlatmıştı gezerken, dar ve taş döşeme sokakları, sokaklara atılmış masaları ve üzerinde yanan mumları, restoranlardan gelen hoş müzik ve çiçek kokuları ile...
İtalyan yemeklerinin keyfine varacağınız çok hoş bir ambiansa sahip burası...











4. Kolezyum
Konu başlığını göz önünde bulundurursak akşam halini kapsıyor bu dediğim... Kolezyum'un Forum'la arasında kalan alanda, bu tarihi güzellikleri ışıl ışıl seyrederek arkadaşlarınızla bir araya gelebiliyorsunuz... Bize mi denk geldi bu durum bilmiyorum, ama gidene tavsiye ederim, çok hoş oluyor... =)







Kolezyum fotoğrafları için Oya'ma teşekkürler;)

More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı