dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazarları arasına girmiş olduğum Uplifers ekibi, harika bir organizasyonla karşınızda! Marie Claire, Lipton, Şişli Belediyesi ve dahasının sponsorluğunu üstlendiği Mind Body Festival'a biz de Uplifers Ekibi olarak basın sponsoru olmuş durumdayız.

Uplifers

"Nedir bu Mind Body Festival?" derseniz, organizasyon kendisini şöyle özetlemiş; "Mutlu ve sağlıklı yaşam konusunda uzmanlaşmış dünyaca ünlü eğitmenleri bir araya getiren MindBody Festival; iyi yaşam, sağlık, beslenme, kültür ve toplum alanlarına dokunan 3 günlük bir keşif deneyim fırsatı sunuyor." 

Bu ilginç ve bir o kadar da ilgi çekici festival 20-21-22 Eylül tarihlerinde Santral İstanbul'da gerçekleşecek.


Dünyaca ünlü birçok önemli ismin workshop ve seminerler düzenleyeceği bu organizasyona sen de bizimle katılmak isteyen bir Uplifers okuyucusuysan da çok şanslısın. Zira, Uplifers okuyucularını sürpriz fırsatlar bekliyor!

Fırsatı yakalamak, bizimle birlikte Workshop'larda yer almak ve ödülünüzü almak isterseniz buyurun buradan tıklayınız.




Pinned Image

29 Nisan, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) ve UNESCO ortağı STK Uluslararası Dans Komitesi tarafından 1982 yılında,  "Dünya Dans Günü" olarak ilan edilmiş. Bu günü seçmelerinin nedeni ise tarih ve modern balenin yaratıcısı Jean-Georges Noverre'in bugün doğum günü olmasıymış.

Her yıl bir dansçı veya koreograf "Uluslararası Dans Günü Mesajı" vermek üzere seçilir, "tüm siyasi, kültürel ve etnik engelleri" aşıp ortak dil olan Dans ile birlikteliği ve evrenselliğin keyfini çıkarmayı amaçlarmış bir nevi..


Eski bir dansçı ve güncel bir danssever olarak, tüm dans camiasının ve ruhunu dansla bütünleştirmeyi başaran dans tutkunlarının Dünya Dans Günü'nü kutlarım!

Dansla kalın..


Pinned Image

Bu müziklerin, akıp giden şarkıların insanıyım ben.. Flamenkosu, salsası, soul jazzı hep sahillere götürür  beni.. Hayallerimin çıkış noktasında denizin üzerinden batırırım güneşi..  İllaki de fonda bu müzikler olmalıdır. Yoksa hep bir yanı eksik kalacaktır senaryolarımın en anlamlı sahneleri...


İzmirli'yim ben. Salsayı da İzmir'de öğrendim.. Latin müzikler eşliğinde dans eder, üzerine Kordon'da birer bira söylerdik keyfe keder... Alsancak'ta; Kıbrıs Şehitleri'nde yürürken eğer sokak gitaristi 4/4'lük ritmi tutturmuşsa, yeterdi o bize.. Kolumuzdaki çantaya, etrafımızdaki kalabalığa aldırış etmeden müzisyenin eşliğinde dansımızı edebilirdik, yapardık salsamızı alkışlar eşliğinde müzik bitene dek...

Şarkılarımı da en çok İzmir'de söyledim ben... Şenliklerde tüm vaktimi, vakitsizliğim içinde müzik çalışmalarına ayırır, dansın peşi sıra sahnelerde şarkımı söylerdim. "Üniversiteler arası şenlik yapıyoruz, sokaklarda çalacağız" dediklerinde, yoldan geçenlere fon müziği olup, 1 saat sonraki Gündoğdu Meydanı'ndaki dans gösterime yetişmeyi görev bildim mutluluk içinde...

Hep müzik vardı hayatımın fonunda, her an her şekilde; dansımla, sesimle, dinleyerek eşlik ettiğim hayallerimle...

Hepsi de keyifli müziklerdi; kumdu, güneşti perdesinde...

Beni ait olduğum yerlere, benliğimi bulduğum anlara götürmesi demekti, flamenkosu, cazı, latini her seferinde...

Bu yüzden ayrıdır yeri, içimi ısıttığı için tüm bu melodileri işte...



More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı