gökçen gökyer blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökçen gökyer blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"o zaten öyle."


Helloo!


Nabersiniz görüşmeyeli? :)


Ben bir süre önce iç sesimi boş verdim. 

Artık o kadar da şe'etmiyorum! :p


Öyle olunca da, "buralara uğrayayım da bir iç ses dökeyim" telaşem kalmadı.

:)

Çok şükür.

:)


"Neden?" derseniz, 

hadi dur onu söyleyeyim gelmişken hazır.

Evet kafanızda öncelikle beliren soruya katılıyorum; nedir ki bu "Xeriscape"?

"Kurakçıl Peyzaj" diye geçen bu terminoloji, kurak alanlarda suya az ihtiyaç duyan ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunan peyzaj alanları gibi düşünülürken, bir KTÜ'lü arkadaşın makalesinde şöyle açıklanmış:

Xeriscape ismi Yunanca kökenli kuru anlamına gelen ‘xeros’ ve ‘landscape’ peyzaj anlamına gelen sözcüklerin birleşiminden oluşmaktadır. Anlamı itibari ile kuru ve çöl peyzajı olarak nitelendirilmesine karşın kurakçıl peyzaj aslında renkli bitki grupları ve zeminde kullanılan farklı kaplama materyalleri ile oldukça ilginçtir. Xeriscape düzenlemeyi; alternatif bitkilendirme tasarımı olarak nitelendirmiştir. Planlama yaklaşımı 1980’lerde kurak Güney eyaletlerinde, Kolorado ve Florida’da yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak ilk olarak 1981 yılında Denver Su Departmanı tarafından geliştirilmiştir.

Yani genel olarak; 

  1. iklim koşullarına uygun, az su tüketen ve yerel bitkilerin seçilmesi
  2. verimli toprak kullanımı 
  3. damla sulama, yağmur toplama gibi etkin sulama yöntemleri 
  4. toprağın suyunu daha fazla tutacak ağaç kabuğu, taşların zeminin kaplanması (mulç) 
  5. doğru budama, yeterli ve zamanında sulama gibi doğru bakım şekilleri
  6. su kaynaklarını koruma ve çevresel duyarlılığı öne çıkarması 

gibi bütünleşik, çağımızın ihtiyacı bir farkındalıklı peyzaj yaklaşımı diyebiliriz.


"Peki bu konuya nerden geldin?" derseniz, çok alakasız diyebilirim. :D



Ankara'da uzunca sayılabilecek bir süredir yaşayan ve çevre ilçelere de üç aşağı beş yukarı hakim olan biri olarak, bu şehri "doğal" ortam gereği özel kılacak ve öne çıkaracak (kendi gündemimde) yollar arıyorum.


Bir Egeli olarak zorlandığım aşikar ancak şehrin göller bölgesi olduğu inancını bile sürekli Maps'te "zoom zoom" yaparak bulduğum her su birikintisine kısa "road trip"ler ile körüklüyorum diyebilecek bir arayış halindeyim diyebilirim. :)


Bu anlamda evet; bazı "ağaçlık alanlar" var (ODTÜ de var orman olarak evet, bizzat orada okudum.) ama benim için halen "Ankara" demek, "geniş, uçsuz bucaksız çorak araziler denizi" demek. 


Geçtiğimiz hafta sonu Beypazarı'na giderken "halen keşfedemediğimiz yerleri kaldı mı?" arayışıyla bir vadi bulduk. Özelliği sanıyorum ki ilginç dağları. Zaten beni kendine çeken, Nallıhan'ın (hedefimde olan bir "next destination") renkli Jeolojik Dağları'na benzer bir görsel koymuş olmalarıydı tanıtım yazısına. Buna ek olarak; yol boyu çekmekten kendimi alamadığım farklı dağları, engin çorak arazilerini "Beypazarı" altında yazmayı düşünürken, bu ayki Maison Française Dergisi'nde bahsi geçen "xeriscape" mantığının artık turizme ve hatta lüks konaklamaya yedirilerek kazandırıldığını okuyunca "neden olmasın?" dedim.


Uçsuz bucaksız, -ağaçlandırılmamış- her alanın bozkır olduğu geniş ovaların sahibi Ankara'da bu gibi oluşumlarla desteklenecek bir cazibe merkezi oluşturulması ve de kuraklığı önleme farkındalığını kolaylıkla "popüler" bir hale döndürmek bence çok uzak bir fikir değil.


Organizasyon fikri portföyümü bilirsiniz Instagram'dan da takip ediyorsanız az çok, bu anlamda benim dahi destek olabileceğim birçok fikir kafamda oluştu bile!


Doğru kişiler, doğru zamanda bir araya gelirse,


Ankara'da "Xeriscape Turizm" bence mümkün.


Ankara-Beypazarı Yolu



Ankara-Beypazarı Yolu


İnözü Vadisi


Sevgiler



Eskiden ne güzel hayatı biraz da buradan sorgular, farkındalıklarımızı biraz da buradan aydınlatmaya çalışırdık.

Düşündüğüm birçok konuda düşündürür, bana ulaşanlarla ayrıca uzun uzun konunun enine boyuna da bakardık.

Devamını getirmediğim konularda düşüncelerimi bekleyen kişiler için büyük bir sorumlulukla döner yine buradan konunun sonrasına dalardık.


Bence bazı konuları içine atmak ya da içinden kendi kendine konuşmak aslında etkileşimle birçok ayrı kafada da kendine yer bulacak, şekillenecekken verimini halının altına süpürmek demek oluyor.

Senin düşündüğünü düşünen bir insan daha bulmak bile hem o insan, hem de kendin için hayata bir nebze daha anlam katabiliyor.

Sen sorguladığın konuları düşünürken, kimisi düşündüğü şeylerin arka planında ne olup bittiğini bile bazen fark edemiyor. O anlamda okumak kadar okutmak da bence oldukça değerli.

Ve bu anlamda düşündüğüm, içimde bir süredir sessize aldığım ve sesli düşünmeye çalışacağım bir konuyu masaya yatırmaya geldim.

"Farkındalığınızın ne kadar farkındasınız?"


İnsan gerçekten yaşamında her yıl bir üst sınıfa geçmeye devam ederek, her yıl bir üst segment düşüncelere ve farkındalıklara ulaşıyor. Ama asıl konu şu: bunun ne kadar farkındayız?

Hele ki, artık belirli bir yere kadar ilerlemiş, yolda belirli kilometre taşlarınızı oluşturmuşsanız, karakterinizin arka planını da derin derin şekillendirmişseniz, şu an kendinize ne kadar sahip çıkmaktasınız?

Sahip çıkacak kadar kendinizden emin misiniz?

Ya da sahip çıkmaya hazır değilseniz, bunun farkında mısınız?

Bence bu konular, özellikle günümüzde artık daha da yaygınlaşan "farkındalık kazanma" döneminde biraz daha düşünülmesi, en azından kendince sorgulanması gereken konular.


Şu an birçok eğitim kanalı, birçok kişinin sesli düşündüğü videolara ulaşarak konunun ucundan tutmaya çalışmak mümkün. Ama yolda tüm konuları birleştirecek, paralelde karakterinizin altını dolduracak bir birikiminiz bulunmuyorsa, gerçekten tamamen killi toprağa apartman dikmeye çalışmak gibi hem kendiniz hem de başkaları için risk oluşturuyorsunuz.

Önce kendinizde gelişimi tamamlayamadan başkalarına dikte ettiğiniz her konu için kişilerde yıkım başlatıyorsunuz.

Tam tersini düşünelim, gerçekten işinizi, kim olduğunuzu, neyi neden yaptığınızı biliyorsanız, yani sağlam bir zemini kurmuşsanız, neden üzerine derme çatma bir yapı kurmakla yetiniyorsunuz? Birçok insana sığınak oluşturmak varken, neden kendinize güvenmeyerek insanları kaçak katlara girmelerine engel olmuyorsunuz?

Yanlış hiyerarşiler, mütevazılığı ayırt edemeyenler, iyilik merkezli düşünemeyenler, anlık çıkar sevdasına düşenler, yüzüne gülerken arkandan neler çevirdiğini düşündürenler, başkasına söverken aslında gerçek karakterini gözler önüne serenler gerçekten o kadar çok ve o kadar her yerde ki...

Sen tüm bu kaosun, manipülasyon dolu akışın neresindesin?

Sürüklemeye çalışanların, akışın doğasının, karaya çıkabileceğin noktaların ve güvenerek tutacağın dalların ne kadar farkındasın?

Belki de akışı ters yöne zorlayan kişi aslında kendinsin.

Seninle birlikte birçok insanı da tehlikeye attığının bilincinde misin?

Eğer güvenli bir yol bulduysan, etrafındaki herkese el uzatarak herkese rahat bir nefes sağlayacak kadar iyi biri misin?

Ya da bunun için yeteri kadar cesarete sahip misin?


Cesaretin olmadan, yanlış akışı göz göre göre zorlayan her kim ve her neyse, buna ses çıkarmadan, göz yumarak dahil oluyorsan, sen de en az onlar kadar kaybolmayı hak ediyorsun demektir.

Ve korkarım ki buna zaten mahkumsun.

"İyilik için savaşmak" bana gerçekten çok uzak ve içi tezatlık dolu.

Ama şu bence her vicdanın sorgulaması gereken bir konu:

"Gerçek iyilik için;

Çabaladın mı?"

...


#kevinburg




Arayı açmayalım dedikten sonra bu kadar ara vermeyi sanıyorum ki açıklayamam ☺ 


Geçtiğimiz yılın postunu bu yaza paylaşıyor olmamı da aynı şekilde :)


Geçtiğimiz sene maaile çıktığımız Muğla ziyaretimize, maaileliğimize dokunan Aksuları da katmış olduk! 😆


Dondurmam Gaymak ve İftarlık Gazoz Sinema Filmleri ile Muğla'nın yerel kültür ve coğrafyasını tanıtan Yüksel Aksu Akyaka'da, kardeşleri Ahmet Aksu ve Nilüfer Aksu Dayan da, Dondurmam Gaymak Filmi'nin merkezi Ula İlçesi'nde lokal ve geçmişe ışınlanan bir mekan yaratmışlar: "Sinemateke"









Açtıkları kafenin arka bahçesinde gerçekleştirdikleri yazlık sinema gecelerinin yanında çeşitli lokal gazozlar ile de keyifli sohbet köşeleri yaratılmış.





Nostaljik görüntüsü ve ambiyansıyla kapısından girdiğinizde filmin anlattığı zamanlara ışınlandığınız mekana özellikle yaz geceleri rezervasyonla gruplar gelerek boş yer bulmayı zorluyor. Gitmeden önce o yüzden aramayı unutmayın.






Mekanın bir ayağını da Yüksel Abi yeni radarı Akyaka'da, merkezde plaja bakan mekanlar arasında hemen seçebileceğiniz bir lokasyonda oluşturmuş. Tabi konsept biraz daha farklı. Daha sakin, daha  kitap okumaya fon oluşturacak bir zemin yaratmış. 






Kafasında birkaç ek konsept daha vardı en son şu anki halinde kaldı mı bilemiyorum. Civardaysanız muhtemelen karşılacaksınızdır, kendiniz de sorabilirsiniz. Blog'dan da hatırlayanlar vardır (Bk Yönetmen YÜKSEL AKSU ile İlgili Hiç Duymadıklarınız! @Röportaj) Yüksel Abi'nin arka planını. Selamınızı almaktan memnun olacaktır. 😊

Yolu Muğla'dan geçenlere yaz bitmeden (en azından bu yaz ki 😝) notlarınız arasına eklemiş olayım.


Çok sevgiler, iyi tatiller! 🙋









Hey gidi...

Gökçen Gökyer Blog bugün tam 10 yaşında!

10 yıl içinde 10 farklı dosya konusu, 10 farklı hayat görüşüyle, 10 farklı insan seli, 10 farklı hayat tecrübesiyle...

En çok da 10 farklı ben ile...

Her yıl değişen, her yıl yenilenen, her yıl kabuk değiştiren bir ben ile...

Hem hayat görüşüm, hem insanlara bakışım, hem kişisel sabır taşım, hem de hercai tavrımla, herkesi seven ama hiçbir karakteri benimsemeyen bir içselliğe büründüğüm andayım.

Herkese güvenen ama kimseye güvenerek iş yapmayan bir karardayım.

Herkese ve her şeye değer veren ama değerimi göremeyen kimseye taviz veremediğim bir farkındalıktayım.

Sürekli öğrenmeye çalışan, bilgili herkese karşı önünü ilikleyen ama üstten konuşan kimseye eyvallahı olmayan bir eşitlik sevdasındayım.

Sürekli iyilik peşinde, iyi bir insan olma yolunda koşan ama içi nefret dolu kimseyi yolda tutturmayan bir parkurdayım.

Hayattan keyif almayı merkeze alan, keyfin ne olduğundan bi' haber olan herkese hayatın anlamını anlatma çabasında olan bir takıntıdayım.

Kimsenin hayatına karışmayan ama ne yapacağıma karar vermeye çalışan herkesten hesap sorma davasındayım.

ve tüm bu zamana kadar geldiğim yolda hep Gökçen Gökyer Blog'daydım.

Her kilometre taşımda, her farkındalığımda burada soluklandım.

Tüm bu dönüşüm sürecimi buraya aktardım.

Bu koca 10 yılda Gökçen Gökyer Blog'a katkı sunan, misafir gelen, bizi misafir eden herkese ve en özeli de ilk günden bu yana ilgiyle takip eden herkese ama herkese çok teşekkür ederim!

'Hayat paylaştıkça güzel' dedikleri, blog için de geçerliymiş...

Daha nice paylaşımlarımıza, 

Sevgiyle,

Sevgilerimle! 




Her evin ve ofisin vazgeçilmez lezzeti kuruyemişler! Kimi zaman ara öğünlerimize, kimi zaman keyifli sohbetlerimize kimi zamansa eğlenceli bir film keyfine eşlik eden kuruyemişler hayatımızın olmazsa olmazı! 

Günün her anı keyifle tükettiğimiz kuruyemiş lezzetini doğru seçmek, en taze ve kaliteli kuruyemiş lezzetini bulmak ise en önemli nokta olmakta…

 
Taze kuruyemişi anlamak ve doğru kuruyemiş lezzetini bulmak için dikkat etmeniz gereken bazı püf noktalar var. 

Sizde; Kuruyemiş seçerken nelere dikkat edilir? Doğru kuruyemiş nasıl seçilir? Kuruyemişler nasıl saklanır? Sorularını merak ediyorsanız yazımızın devamını okumanızı tavsiye ederiz.

 

Kuruyemiş Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Taze ve lezzetli bir kuruyemiş lezzetini anlamanın en kolay yolu tadıdır! Tükettiğiniz kuruyemiş lezzetinin tazeliğini ve kalitesini kolaylıkla anlamanız mümkündür. Bayat kuruyemiş lezzetleri daha acı bir lezzete sahiptir. Yağ dengesi bozulan ve bozulmaya başlayan kuruyemişlerin tadı normalde tükettiğiniz taze kuruyemiş lezzetlerinden oldukça farklı olacaktır. Bu sebeple kalitesine ve lezzetine güvendiğiniz tüketici koruma kanunlarına uyan satıcılardan alışveriş yapanız önerilir. 

Ufresh sofralarınıza eşlik edecek lezzetli ürünleri, ilk günkü tazeliğiyle sizlere ulaşması için üstün kalite anlayışı ile değer sunmaktadır. Zengin ürün çeşitliliğini her gün yenileyen Ufresh; kuru meyveler, yağlar, kuruyemişler, lokumlar ve drajeler ile en taze lezzetleri özel ambalaj ve paket seçenekleri ile kıymetli müşterilerine sunmaktadır. 
 
 

Kuruyemiş lezzetinin tazeliği ve kalitesini etkileyen bir diğer önemli unsur kuruyemişlerin hava ile temasıdır. Kuruyemişlerin taze kalması için hava ile minimum temas etmesi gerekmektedir. Açıkta bırakılan ve uzun süreler hava ile temas eden kuruyemişler daha hızlı bayatlamaktadır. Bu sebeple kaliteli bir paketleme ya da ambalaja sahip olmayan kuruyemişleri satın almanız önerilmemektedir. 

Kuruyemiş fiyatları taze ve kaliteli kuruyemiş alırken dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biridir. Taze olmayan ya da bayatlamaya yüz tutmuş kuruyemişlerin fiyatları normal fiyatlarının daha altında satılmaktadır. Bu sebeple satın aldığınız ürünün kalitesi fiyatı ile doğru orantılı olacaktır. 
Kuruyemişlerin paketlerinde yer alan son tüketim tarihleri taze bir kuruyemiş olup olmadığını anlamak için kullanılabilecek en basit yöntemlerden biridir. Tercih edeceğiniz güvenilir kuruyemiş markalarının satış noktalarında, kuruyemişlerinizin son tüketim tarihlerine ve online olarak yapacağınız alışverişlerde paketi açmadan önce tüketim tarihine dikkat etmeniz önerilir. 

Kuru incirden kuru kayısıya, hurmadan zeytinyağına, incir çekirdeği yağından lokumlara, drajelerden kahveye, çiğ kuruyemişlerden kavrulmuş kuruyemişlere kadar geniş ürün gamı ile Ufresh, Türkiye’nin dört bir yanına hizmet veren şubeleri ve online satış web sitesi olmak üzere kaliteli ve taze ürünlerini tüketicisine sunmaktadır.
 

Taze Kuruyemiş İçin Doğru Saklama Koşulları
Satın alınan kuruyemiş lezzetlerinin tazeliklerini koruması için kuruyemişlerin saklama koşulları büyük önem taşımaktadır. Taze bir kuruyemiş hava almayan kilitli poşetlerde ya da kavanozlarda saklanmalıdır. Taze kuruyemiş lezzetini korumanız için saklama koşullarında direkt gün ışığı ve ısı almayan ortamları tercih etmeniz önerilmektedir. 

Ufresh kalitesi ve güvencesiyle, taptaze kuruyemiş lezzetleri, 250g paket - 500g paket - 1000g paket seçenekleriyle kıymetli müşterilerine sunulmaktadır. 

 

Kuruyemiş lezzetlerini hava almadan saklayan özel ambalajlarında paketleyen Ufresh, kilitli poşet tasarımlarıyla gıdalarınızı uzun süre ilk günkü tazeliğinde korumanızı sağlar. Size ve sevdiklerinize uğraşsız, doğru ve sağlıklı saklama koşulları sunar. 

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Herkese selam!

Yine "yeni postlar yolda" dediğim ve bir süredir buralara gelemediğim bir dönem oldu biliyorum. Affedin.


Ama GERÇEKTEN DE yeni postlar yolda! 😆 Yazacağım çok güzel ve özel konular birikti. Ufaktan başlayacağım. GERÇEKTEN! 


Tüm bunlara gelmeden önceyse haber vermek istediğim çok şahane bir etkinlik bulunuyor.


Özellikle benim gibi annelik işlerine girişenler, ebeveynler ve kendini ebeveyn hissedenler için çok faydalı olacağını düşündüğüm bir webinar geliyor.


Üstelik moderatörlüğünü ben üstleniyorum! 


Yani izlemek için her türlü sebebiniz var diyebiliriz. 😛 


Şaka bir yana, gerçekten de takviminizi ve saatlerinizi ayarlayın ve bu etkinliği kaçırmayın derim. Hele ki okul sezonu da açılmadan her anne - babanın ve tabi ki çocukların eğitim sezonunu daha rahat ve verimli geçirme ihtimallerinin olduğunu göz önünde bulundurursak...


Sübliminal yaklaşımları severim. 😆


8 Eylül 2021, Çarşamba akşamı saat 20:30'da yayınlanacak webinar, Facebook üzerinden canlı olacak.


Kıbrıs'ın yükselen tadilasyon ve yenileme firması Hauscepts'in sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan webinarı @Hauscepts Facebook hesabından izleyebilirsiniz. 


Ben de @GökçenGökyerBlog Facebook sayfası üzerinden katılacağım.


İki hesabı da hemen takibe alırsanız (henüz almadıysanız) bildirimleri kaçırmadan o gün hep birlikte olabiliriz. 💚




Hepinizi bekliyorum.

Çok sevgiler!


Bir roadtrip serüveniyle daha karşınızdayım.

ve Yine bir "buralar bu kadar görülecek yersiz olamaz" inancıyla araştırmaya giriştim ve Uşak'ı yol üzeri es geçmeden keşfetmeye karar verdim.

Görülecek yerlerin bir kısmı merkezdeki yapılar olduğu için, bayramın ilk günü sabahında vardığımızda haliyle tüm yapıları yalnızca dış cepheden gözlemleyebildik. Genel kısımlar için dışarıdan görmek yeterli sayılabilecek düzeyde ancak ticari merkez ve müzeler konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim tabi ki. 

Diğer iki asıl merak ettiğim yer konusunda zaman çok sorun değil, istediğiniz zaman görebilirsiniz. Biri Kanyon, biri Vadi.

Şimdi kısa kısa her birinin üzerinden geçiyorum:

Ankara tarafından şehre girişteki gezi güzergahımıza göre anlatacağım. Eğer İzmir yönünde devam edecek bir rota çizecek olursanız bu şekilde ilerleyebilirsiniz siz de.



Halı-Kilim Müzesi

Şehrin merkezi sayılabilecek bir noktada, ara sokakların birinde yeşile boyanmış cephesiyle tarihi bir bina olarak hizmet veriyor. Malum Uşak ve Eşme halı/kilimleri meşhur olunca görmeyi çok istemiştim ancak bayram dolayısıyla tahmin ettiğimiz gibi kapalıydı.




Tarihi Uşak Evleri

Halı-Kilim Müzesi'nin biraz daha merkez yönünde bulunan yan yana bir sıra halinde cephe düzenlemesi yapılmış Uşak'ın tarihi evlerini bulabilirsiniz. Merkez çarşı yönünde devam ederseniz restore edilmiş tarihi birkaç yapıyı daha görebilirsiniz.














Paşa Hanı

Kral yolu üzerinde bulunan tüccarların konaklaması için inşa edilmiş han, günümüzde otel olarak hizmet vermekte. 1893 yılında Fransız Mimar tarafından inşa edilen yapı, Taş kesme tekniğinin yanı sıra Türkiye'nin ilk Marsilya Kiremit yapısına sahip olma özelliğini taşımaktaymış.




Merkezde tarihi birkaç ticari yapıyı da civarda gözlemleyebilirsiniz.




Atapark

Şehrin tam merkezinde kurulmuş koskocaman bir park. Yeşil alanın yaratılması ve merkeze alınması mutluluk verici. Turistik olmasa da dinlenmek isteyenler için mola yeri olabilir.


Ulubey Kanyonu

Uşak merkeze yaklaşık 30 km mesafede bulunan, Amerika'daki Grand Canyon'dan sonra en büyük ikinci olduğu söylenen Ulubey Kanyonu Ulubey ve Banaz Çayları boyunca devam ediyor. Ana büyük kanyonun yanı sıra daha küçük kanyonlar da barındırarak 45 km uzunluğunu bulmakta imiş. 

Büyük Kanyon kısmına inşa edilen cam seyir terası (Giriş ücreti kişi başı 4 TL) ve yine kanyona bakan işletmesiyle turistik hizmet vermekte.

Ayrıca alanda yer alan birkaç hediyelik dükkan da tarhana, Uşak ve Eşme halıları gibi turistik alışveriş imkanı vermekte.  






























Taşyaran Vadisi

Burası da bana görmeyi çok istediğim Ürdün'de Petra Antik kentinde bulunan vadiyi anımsattığı için en merak ettiğim yer olmuştu Uşak'ta.

Uşak merkezinin batısında ve yaklaşık 50 km mesafede bulunduğu için şehirler arası ulaşımda çok ideal bir mola durağı. 

Karayolundan içeri yaklaşık 1-1,5 km içe ilerlediğinizde hafif dar yollardan ve köyün kenarından geçtiğinizde küçük bir piknik alanına ve minik bir çay ocağı tarzı işletmeye çıkacaksınız. İşletmenin hemen yanından başlayan aşağı ilerleyen merdivenleri (ücretsiz giriş) takip ettiğinizde vadiye ulaşmış olacaksınız. Basamak sayısı az sayılmasa da inilmeyecek kadar çok değil. O yüzden gözünüz korkmasın. İndiğinizde değdiğini göreceksiniz.  





















Yeme İçme

Meşhur Uşak tarhanasını iki farklı yerde içme fırsatı buldum. Biri Ulubey Kanyonu'ndaki işletmede, diğeri de Uşak merkezde ikinci ışıklarda (alt geçide girmeden devam ettiğinizde) en meşhur olduğu söylenen "Tarhana Baba"da. Konsept olarak ilgi çekici görünse de Kanyon'da içtiğimi buradaki en meşhur olanından daha çok sevdim. 

Ayrıca buraların etinden yapılan kebapları da epey lezzetli. Yerel işletmelerde deneyebilirsiniz.







More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı