sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sonbahar geçmeden Batı Karadeniz'e gitme isteğim Karabük Ormanı'nda yerini buldu. Rengi yeşilden turunculara dönmüş yaprakları sezonu geçirmeden yakalayabildim. Kimisi yerde zemin oluşturmuş olsa da hala hoş manzara bırakacak kadar kısmı ağaçların üzerindeydi.

Bu sonbahar tonlarınaysa çok yakışan bir meyve keşfettim. Yani çok yakıştığını keşfettim. Yoksa en sevdiklerimden. 

Hurma.


Biz 'cennet elması' da deriz, 'hurma' da. Nasıl bilirseniz. 

Meyveye aşırı düşkünlüğüm olmadığı halde her gördüğümde beni heyecanlandıran bu meyveyi Ege'de tek tük bulduğumuzdan, burada dalı eğecek kadar yoğun görmek, hele ki böyle bir doğanın içinde onları tek tek toplamak, oldukça keyifli bir iş.




Sert olan hurmaların hepsini topladıktan sonra serin yerde onları dinlendirerek olgunlaşmalarını bekliyoruz.


Bi' olgunlaşsınlar da, bakarsınız yeni bir Gokchen'in Spesiyali çıkar ortaya. Bol bulunca malum. =)

Hurmaları topladıktan sonra dikkat edilmesi gereken bir husus varmış paylaşayım. Topladığınız meyveleri asla atmadan yavaşça bırakmanız gerekmekte sepet. Eğer düşenler olursa da onları ayırarak ayrı muhafaza etmek lazımmış ki mahsule zarar vermesin.

Ormanda hurmaları avladıktan sonra minik bir dağ evinde yaktığımız mangalın, sonrasındaysa sıcacık kuzinede pişen kestane ve çay keyfinin de birkaç fotoğrafını şuraya bırakıyorum ki sezona hakkını vermek adına ilham olsun. 

 


Değişikliklere olan direncim, değişiklikten sonra benimsemeye geçiyor. Düşünün ki, mütemadiyen rüyalarımda deniz gören, ona her seferinde dokunmaya çalışan şahsım, yazın bitişini kabul etmek istemediğim halde mevsimin değişmesine de sempati duymaya başladı. Mesela hafif serin ve güneşli, freş bir hava gelince, hemen onun da tadını çıkarma isteği geldi.

Ben rüyalarımda yazı yaşayadururken, yeni mevsimde yapılabilecekler listesini de şuraya bırakayım. Belki anda kalma hislerinden uzak birileri vardır da, onu da aramıza katmış oluruz. 

1. Seyahat
Belki hafta sonu "Şehirden Kaçış" rotaları olur, belki de sezon sonu uygun fiyata gelen yurt dışı turlarıyla kalan yıllık iznimizin değerlendirmesi olur. Fotoğraflarımız illa ki yaz temalı olmak zorunda değil, her yerin her mevsim ayrı tadı var. Bazılarını boynumuzda kaşkol varken çıkarması da güzel olur. Sıcacık!


2. Yürüyüş
"Of başıma güneş geçti" telaşesinden hemen sonra aynı güneşi görmek, ama yine de üzerimize ince bir ceket alma isteği duymak size de bir rahatlama hissi vermiyor mu? Sweatshirtlerimizi üzerimize geçirip uzun pazar yürüyüşleri yapmak is the new sport!


3. Mevsim Balıkları
Her şeyin zamanında olanı makbul. Mesela istavrit, hamsi, palamut şimdilerde tazecik! Of onu bir de piknikte, sahilde yiyorsanız... Hatta durun sizleri yerinde yemeye davet edeyim. Buyurun Akçakoca'ya Tık Tık!


4. Kapalı Mekan Aktiviteleri
Hem yeni sezon da açılmışken, biraz tiyatro, opera, konser faaliyetlerine girişmek de hava olarak çok ideal. Aklımız dışarıda kalmıyorken yollar da kar öncesi hala açıkken gittik gittik!

5. Sinema
Vizyona iyi bir film gelmişse, biraz popcorn ile cazip bir fikir gibi geldi. Nasıl?

6. Alışveriş
Aslında sezon sonu indirimler alışveriş yapmak için çok daha makul olsa da, biraz turlayarak yeni trendlere göz gezdirmek ilham almak adına hoş bir fikir olmayabilir.

7. Örgü
Hamarat hanımlar buraya! Biraz kaşkol, koltuk şalı gibi işlere girişmek için çok ideal bir zaman değil mi? Kışa kadar minik minik egzersizlere başlanabilir.

 


"Nasılsa akıyor hayat, 
Bizde öyle işte akışına bırak."

Pop şarkısından çarptığım sözden ziyade kişisel gelişim için faydalı bir bilgi geldi bana. Keza daha önce de söylemişim aslında "Akışına Bırak Her Neyse Geçer" yazımda da (Tık Tık).

Neye üzülsen, neyi kafana taksan boş çünkü tabanında. Sen n’aparsan yap, neye çabalarsan çabala, neyi oldurmaya çalışırsan çalış, süreç içerisinde önemsizleşiyor konular senin için bile zamanla. Dün takıldığın olay ertesi gün çocukluk, bir önce yaşadığın başarısızlık bir sonra elde edeceğin çok daha büyük bir başarı için çıkman gereken yolculuk oluveriyor.

Yani sen hangi konuya takılırsan takıl, ne için endişelenirsen endişelen ne zaman duruyor, ne de yaşamında mola alıyorsun. Hayat öyle ya da böyle geçiyor gidiyor. Geriye, mücadele edemeyeceğin tek gerçeklik zaman kalıyor. Boşa harcamanın götürüsü de yine senden oluyor. Bu yüzden, ayrıntılarla boğuşarak yine kendini harcamaktansa, resmin bütününe ve asıl hedeflerine odaklanarak süreç detaylarını görmezden gelmek gerek. Sonuçta, zaman öyle de geçiyor böyle de. Akışına bırakmak belki de bu yüzden tek çare.

Bu postun şarkısı da bu olsun.


Sonbahar yağmurlarına hala yaz yağmuru muamelesi yaptığımız topraklardan; Ege'den yazıyorum bu postu. Bayram öncesinde belki biraz ruhumuza renk katar, bayram neşesi oluşturma çabamıza hafif motivasyon katar amaçlarındayım. Mevsime adaptasyon da sağlama niyetiyle, bayram sofralarımıza biraz turuncu meyveler, biraz da sararmış bitkiler serpiştirerek ortama sıcak hava katmak mümkün olabilir.


Deneyelim görelim...
Mutlu bayramlar! 













Çayyolu Life Dergisi'ndeki köşem "Gökçen Gökyer'in Gözünden'de bu ay yaza kapanış partisi yapıyoruz. 'İnsan yeri geldiğinde kendi kendinin psikoloğu olmalıdır' da demiş olmalıyız sanıyorum?

Çok Sevgiler



Derginin tamamına giriş için tıklayabilirsiniz.



'Hayatta hiçbir şey vazgeçilmez değildir' derler ya hani.. Benim hayat görüşümde belirli bir yer kaplar bu cümle... Ne kadar çok sevsem de, ne kadar çok özel olduğunu düşünsem de, 'anı yaşamak' ve 'anda kalmak' olan hayat amacımın getirisi olarak pek fazla takılmamaya çalışırım gidene veya gitmek isteyene... B planları hep hazır olmalı insanların diye düşünürüm bu yüzden, kimseye fazla güvenmemeyi de öğretildiğimden..

Yaz mevsimi de aynı şekilde.. Kendisini ne kadar çok sevsem de, önüme bakmayı tercih ediyorum sanırım. İster 'umursamaz güvenilmez' deyin, isterse 'yeniler olduğunda gidenleri hemen unutur' deyin.. Ben 'içsel bir koruma güdüsü' diye nitelendiriyorum daha ziyade. Gidenler gitmek istemediği sürece hayatımda hep kıymetlidir zira... Sadece kalanlar ve gelmek isteyenler değer bulur benim çevremde, hepsi bu..

Bu yüzden de yaz mevsimini 'çok sevdik, çok eğlendik, çok şey öğrendik' şeklinde özetleyerek, yeni gelen Sonbahar mevsimini buyur ediyoruz sarı turuncu renkli enerjisi ve dinamiğiyle..

Zaten Ankara'ya, özellikle de okuluma en çok yakışan mevsim diye düşünürüm sonbaharı 'sarı sarı düşen yapraklarla'.. =)

Çok enerjik, sımsıcak ruhumuzu kaybetmeyeceğimiz, değerini bilip çevremizle çok daha  fazla anlamlandırabileceğimiz harika mevsimler hepimize! 

❦ Autumn Oh my gosh this made me think of  @Beth Wooster

I do. And it's felt like it all day today. Gorgeous.

More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı