Kaçıncı Boyutsunuz?

Bazı insanlar çok iki boyutlu.

Nasıl iki boyutlu?


Beden var, ruh var ama asla derinlik yok. Düz mantık. Bir eylem aklına geliyor ve onu uyguluyor. Ne artısını eksisini sorguluyor, ne etki alanını düşünüyor ne de sonuçlarının neler olabileceğini kestirme zahmetine giriyor.


Nezaket, görgü zaten firarda da, konulara objektif yaklaşılmadığında insanoğlu gerçekten "insan" olmayı profesyonel anlamda beceremiyor.

Sohbetlerin içi boşaldığında, kültürel; bazen de espiritüel nüanslarla hayata keyif katılmadıkça ruhları da donuklaşıyor.

Yemek yemeyi "doymak",
Sohbeti "konuşmak",
Kahve molasını "işten kaytarmak",
Yeni yerler keşfetmeyi "tatil aktivitesi" 
Yürüyerek bir yere ulaşmayı "zaman ve enerji kaybı"  olarak algılayanların yarattığı bir düzlemde, yaşamanın hiçbir tadı kalmıyor. Yani "madem dünyaya geldik, o zaman gidene kadar yemimizi, suyumuzu alacağız mecbur" mantığı bir yerde.

Ha, bir de tüm bu iyi yönlere uzak kalan sığ karakterler, konu kötülüğe gelince öyle bir pratik zeka, öyle çalışkan bir mekanizmaya dönüşüyorlar ki inanılır gibi değil.

Her şeye rağmen iyi kalmak, dürüst davranmak için direndiğimiz bir hayatta, keyifle, saygıyla...




0 comments:

Yorum Gönder

More

Bu Blogda Ara

Translate

Archive

Recent Posts

Popular Posts

Top 10 Articles

Featured Posts

Most Trending

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı